TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda gerçekleşen Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi görüşmeleri sırasında MHP grubu adına söz alan Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, turizm verilerini ve kültürel faaliyetleri değerlendiren kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. Ersoy, ülkenin turizm sektöründeki mali performansına vurgu yaparak elde edilen gelirin ekonomik etkilerinin daha geniş kesimlere yayılması gerektiğini savundu.

Türkiye'nin 2026 yılının ilk dokuz ayında ulaştığı 51 milyar 278 milyon dolarlık turizm geliri rakamının tarihsel bir rekor olduğunu kaydeden Ersoy, bu başarının esnaf ve çalışanlar başta olmak üzere yerel üreticilerin refahına daha belirgin katkılar sağlaması beklentisini dile getirdi. Turizm faaliyetlerinin sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan milletvekili, bu doğrultuda sağlık, termal, gastronomi ve kültür rotası gibi alternatif alanların daha aktif kullanılması gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının önemli bir kısmını Kayseri'nin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesine ayıran Baki Ersoy, bu gelişmenin şehir için büyük bir kazanım olduğunu belirtti. Ersoy, söz konusu unvanın Kayseri’nin zengin kültürel geçmişinin ve köklü tarihinin uluslararası platformlarda daha geniş kitlelerce tanınmasına vesile olacağını ifade ederek, bu organizasyonun Türk dünyası ülkeleriyle olan dostluk ve kardeşlik ilişkilerini perçinleyeceğini söyledi.

Kayseri’ye verilen bu görev nedeniyle duyduğu memnuniyeti dile getiren Ersoy, kararın alınmasında pay sahibi olan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a şükranlarını iletti. Bu teşekkürün hem kendi şahsı adına hem de tüm Kayseri halkı adına olduğunu belirten Ersoy, kentin bu büyük sorumluluğu başarıyla yerine getireceğine inancını vurguladı.

Baki Ersoy, konuşmasını kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının gerekliliği üzerine kurulu bir vizyonla tamamladı. Kütüphane hizmetlerinin geliştirilmesi, Türk dilinin ve kültürünün dünya genelinde daha etkili bir şekilde tanıtılması gerektiğini kaydeden Ersoy, turizmden elde edilen ekonomik kazancın doğal ve tarihi değerlere zarar vermeden, ülkenin dört bir yanına yayılması gerektiğinin altını çizdi.