CHP eylül ayından itibaren yeni bir kongre sürecine girdi. Bu günlerde artık il kongreleri de bitti ya da bitmek üzere. Artık mart ayı sonunda büyük kongresini yapacak.
   Kısa bir zaman önce ‘’CHP Nasıl Şekillenecek’’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. İsteyenler gazetemizin internet sayfasından bulup okuyabilirler.
   CHP merkez yönetimi, ülke sathında, kongrelerin mümkün olduğunca tek adaylı olmasını ve kongrelerde kavga istemediğini açıkça belirtti.
   Bunun sonucu olarak,başta üç büyük şehir olmak üzere bir çok ilde tek adayla seçimlere gidildi.
   Parti içi demokrasi gerekçesiyle, parti merkez yönetime tek adaylıklara karşı çıkan çeşitli eleştiriler yöneltildi
   Kayseri’de iki adayla yarışa girildi. Yapılan  kongrede önceki başkan Ümit Özer yeniden il başkanı seçildi.
   Kongre sürecini İzmir’den takip ettim. Süreçte yapılan hamleler, ‘’muhalifler’’ açısından başarılı olamadı. Neleri yanlış ve eksik yaptıklarını değerlendirirler mi bilemiyorum.
   Gazetemiz yazarlarından Haluk Bilgesay’ın ‘’Bir Kongrenin Ardından’’ başlıklı yazısını okuyunca bu yazıyı kaleme almak istedim.
   Sayın Bilgesay, yönetimden beklentilerini 12 madde ile açıklamış. Sayın Aslan ve Sayın Arık’ın karşılıklı eleştirel sözlerini belirmiş ve kongrenin sönüklüğünü anlatmış.
   Kayseri içinde bulunduğu Orta Anadolu, kentlerine benziyor. Milliyetçi, muhafazakar seçmenlerin çoğunlukta olduğu bir şehir. Özellikle de iktidara yakın olmak isteyen seçmenlerin diyarı. CHP ise, sosyal demokrat kimliği ile  son yerel seçimlere kadar iktidara gelebileceğini gösteremiyordu.
   Kayseri’de Türkiye ortalamasının yarısı kadar oy alabiliyor CHP. Parti örgütünün önüne koyacağı ilk tablo bu oy oranını Türkiye ortalamasına çıkarma hedefi  olmalı.
   Gönül neler istiyor istemesine de bulduklarımız hep hüsran oluyor.
   İki  farklı alandan CHP eleştirilerine bakalım.
   Parti içinde yapılan eleştirilerin önemli bir kısmını sıralarsak, ‘’Etkin örgüt, etkin üye, etkin partili olma’’ becerisini sergileyememek, tüm üyeleri kucaklayamamak, halkın sorunlarını gündeme getirmemek ve sorunları gündemde tutamamak, partilileri harekete geçirebilecek liderlikten yoksun kadrolar,  yöneticilerin ‘’militan’’ ruhunu taşımaması, partinin siyasal bakışını hayata geçirememe gibi eleştirileri bir çırpıda sayabiliriz.
   CHP dışından partiye yapılan eleştirilerden bir kısmını sıralayacak olursak, Muhalefet görevini yapamıyor, AKP’ye karşı sert  tavırlar alamıyor, halkı arkasına alacak, eylem planları yapamıyor, kendini halka  anlatamıyor, halkın diliyle konuşmuyor, ‘’bay Kemal’le iktidar olamaz’’gibi  anlamsız algılar, parti içi demokrasiyi uygulamak istemiyor, sorunları ortaya koyuyor, çözümlerini söylemiyor, gündem belirleyemiyor vs. gibi eleştirilerden söz edebiliriz.
   Yapılan  eleştirilerde, azda olsa haklılık payı olduğunu varsayalım. Ancak içinde bulunduğumuz sistem (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) yeni bir yol yürünmesini gerektirmektedir. Bu nedenle demokrasi  isteyen tüm bileşenlerle ortak tavır ve hareketler geliştirmek gerekmektedir. Muhalefetin amiral gemisi olarak CHP,  büyük sorumluluk altındadır. Ülkede cumhuriyeti kuran, sonra çok partili siyasal hayatı devreye sokan CHP, tarihsel olarak demokrasiyi da getirmesi için önündeki fırsatı kullanmalıdır. Başarabilmek için, içsel mücadelelerin dışarı yansımaması ve bütünlük halinin gösterilmesi gerekir. Bunu söylerken parti içi demokrasi kurallarının yok sayılmasını kastetmiyorum.
   Merkez ve taşra yönetimlerinin uyum içinde olmaları,  toplumda olumlu karşılıklar bulacaktır. İktidara karşı oluşturulan demokrasi cephesi örneği 31 Mart seçimlerinde başarıyla uygulandı. Bundan sonra da geçmişten dersler çıkarılarak, yola devam edilmelidir. Partinin programı ve ilkeleri tartışmaları ve kişisel sorunların ön plana çıkması,bu günün sorunu olmamalı.
   Sorunların nasıl çözüleceğini söylemiyor diyenler de duysunlar.Ülkemizin içinde bulunduğu sorunların ve çözümlerinin ne olduğu Genel Başkan Kılıçdaroğlu tarafından çeşitli platformlarda açıklanmıştır. Tüm örgütler bu doğrultuda önce kendi içinde hazırlanmalı/anlatılanları özümsemeli.Gerekiyorsa örgütlenme biçimini değiştirmeli. Çalışma konularını ve kişilerini belirlemeli. Bire bir ve gruplarla  yapılacak toplantılarda  halkı bilgilendirme çalışmalarına hemen başlanmalıdır.
   Parti dışındaki arkadaşların eleştirilerini kabul  etmekle birlikte, sonuç  alıcı olması  için bizzat parti içinde görev alarak ‘’ellerini taşın altına’’ koymaları gerektiğini hatırlatmadan geçemeyeceğim.
   İletişim: av.ilbas@hotmail.com