Devletin ve cumhuriyetin temel ilkeleri, 1982 Anayasasının ilk üç maddesinde sayılmış ve bu maddelerin değiştirilemezliği ve hatta değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği dördüncü maddesiyle perçinlenmiştir.
   O ilk üç madde orada olduğu gibi durur ama uygulamada öyle şeyler yapılır, öyle idari ve yargısal kararlar alınır ki, Cumhuriyet’in ilkeleri üstü kapalı olarak ortadan kaldırılmış olur. Anayasa’nın hâlihazırdaki ikinci maddesinde, bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin, insan haklarına saygılı, demokratik, sosyal ve laik olduğu hükme bağlanmıştır. İkinci maddede sayılan ilkelerin her biri temel nitelikte, buna karşılık en can alıcısı hiç kuşkusuz, laiklik ilkesi. Laik bir devletin yönetenleri kararlarında dine yaslanamaz, devlet güçleri referansını herhangi bir inançtan alamaz.
   Durum böyle iken, Devletin Resmi Gazetesinde öyle yönetmelikler, genelgeler, kararlar yayımlanmaya başladı ki şaşmamak elde değil. Son ikisi 14 ve 18 Aralık’ta yayımlandı. Bunlardan birisi Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 12.12.2019 tarihli kararı (Resmi Gazete, 14.12.2019- 30978), diğeri 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3 üncü Maddesinin (V) Bendi Kapsamında Yapacağı Hizmet Alımları Hakkında Yönetmelik Değişikliği (Resmi Gazete, 18.12.2019- 30982).
   Biliyoruz ki mevzuat metinleri ancak Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer ve uygulamaya başlar. Şu anda her iki metin yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.
   Şu da bir gerçek. Mevzuat niteliği taşıyan tüzük, yönetmelik, karar, genelge vb. alt mevzuat ve hükümleri Anayasaya ve kanunlara aykırı olamaz. Çünkü bu metinler, kamu kuruluşları tarafından oluşturulmaktadır. Bu kurumlar üstelik 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu eklerinde sayılan kurumlar olarak yer almaktadır. 
   Şimdi gelelim Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun kararına.  Söz konusu kararın konusu ne? Faizsiz Finans Kuruluşlarının Bağımsız Denetimini Yürüten Denetçiler İçin Etik Kuralların yayımlanması. Tam 106 sayfalık bir metin.
   Karar şöyle başlıyor: “Muhasebe, İslam dininin Farz-ı Kifaye olarak gerekli kıldığı mesleklerden biridir. Adil olma kavramı Kuran-ı Kerim’de birçok ayette geçmektedir” denilmekte, sonra Nahl suresi 90. ayetindeki “Şüphesiz, Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder” ve Nisa suresi 58. ayetindeki “Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor” hükmü yer almakta. Ardından denetçilerin uymaları gereken yasal düzenlemeler haricinde, etik kuralların İslam inancının ve Fıkhın ilke ve kurallarına dayanacağı; bunun, söz konusu kurallara dini kaynaklı potansiyel bir yaptırım gücü sağlayacağı; toplumun değerlerine uygun olması gereken muhasebecilik mesleğinin müslüman ahlak ve değerleri tarafından etkilenmesi gerekliliği, İslam ahlakının denetçinin davranışlarına yansıması gerektiği, etik ilkelerin başlıca dini kaynaklarının nasıl yorumlanacağı gibi konular maddeler halinde sıralanıyor.
   Türkiye’de kamu tüzel kişiliği olan bir kurum böyle bir karar alabilir mi? Resmi Gazetede yayımlanabilir mi? Alamaz ve yayımlanamaz, çünkü Anayasanın başta belirttiğim maddelerine aykırı.
   Cumhuriyetin temel değerleri bir bir elden gidiyor. Bugün bir, iki, üç iken, yarın diğer kurumlar da yarış edercesine ve sinsi bir şekilde sıraya girecekler. Bir uluslararası toplantı konuşmasında söylenen ‘İslam, bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz’den sonraya denk gelmesi anlamlı bence.
   Birkaç gün öncesinde yazdığım “Evet efendim, sepet efendim” başlıklı köşe yazımda belirttiğim gibi liderin tutumu, işyeri kültüründe kurumsal dalkavukluğun yeşerip yeşermeyeceğini belirleyen en temel unsurdur. En tehlikeli yanı ‘yönetimsizlik’tir. Ve demiştim ki, kurum lideri, bir süre sonra sadece iyi haberleri sızdıran ve kötü haberleri dışlayan dalkavukluk kalkanı oluşturmaktadır. Bu olgu yalnızca liderin hoşuna gidecek bilgilere geçit vereceğinden, kurumun “kangren” olması işten bile değildir.
   Montesguieu’nun bir önemli sözünü de eklemiştim yazıma. “Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar”.
   Yorumu okuyucuma bırakıyorum ve Anayasa Mahkemesi niçin var diye soruyorum.  Anayasaya aykırılıklara göz açtırmamak için var. Öyleyse Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun bu kararı Anayasaya aykırı değil mi?

   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com