Sevgili Hami Kıranartlıoğlu, gazetemizdeki son yazılarında, belediye başkan adaylarına seslendi. Kayseri’mizin daha yaşanabilir olması konusunda dilek ve isteklerini sıraladı. Her hangi bir makama aday olmadığı halde, Kayserimizi ve çevremizi güzelleştirmek adına kafa yorması, düşünmesi, düşünmekle de yetinmeyip bunları kamuoyu ile paylaşmasını da çok değerli buluyorum.
   Dilerim başkanlığı kazananlar bu önerileri dikkatle değerlendirirler.

Sayın Kıranartlıoğlu’nun yazı başlığına seçmenleri de ekledim.  Belediye başkan adaylarına benimde seçmen olarak, naçizane birkaç sözüm olacak.
   Belediye başkanının en güçlü silahı, zihniyetidir. Vizyon sahibi, dünyayı bilen, farklı şehirleri gören, inceleyen, kültür ve medeniyetin gelişmenin tarihinden haberi olan, kısaca insanlık tarihinden haberi olan, günümüzün gelişmişlikte dünya kriterlerinin farkında olan bir zihniyet sahibi olmasıdır.
   Bahsettiğim zihniyet, aynı zamanda demokratik yönetim anlayışına sahip olarak icraat yapmalı. Kentsel demokrasiyi içselleştirmiş olmalı.
   Kentte birbirinden farklı insanlar, özgürce, barış içinde bir arada yaşayabilmeli. Yaşam tarzları farklı olanların birbirlerine hoşgörülü davranması sağlanmalıdır. Kentli olmak demek modern olmak demektir. Köyden kente gelenler, geleneksel yapılarını, yumuşatarak şehre uygun hale getirmeleri özendirilmeli. Bölgecilik, ailecilik, farklı inançlar gibi değerlerinin daha esnek hale gelmeleri için, yapılacak kültürel ve sanat faaliyetlerine belediye başkanları öncülük etmelidir.
   Aynı şekilde, kent halkının aralarındaki eşitsizliği giderici, işsizliği ve yoksulluğu azaltıcı, dışlanmışlığı ortadan kaldırıcı etkinliklerin merkezinde şehrin belediyesi olmalıdır. (Merkezi idarenin bu konudaki çabalarının kalmayışı, yerel yönetimlerin sırtına binmiş bir yük gibi gözükmektedir.)
   Yerel-merkez ilişkisini kavramış olmalı,

   Ülkemiz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilmeye başlandı. Merkezi idare yerel yönetimlerin hareket alanlarını istediği gibi kısıtlama yetkisini eline aldı. Temsili demokrasi iyice darbe yedi. Meclis etkisizleşti vs. yetkilerin hemen hepsi tek bir adama/cumhurbaşkanına verildi.
   Belediye başkanları elbet elinden gelen her çabayı sergileyecekler. Ancak ‘’Büyük işler’’ için yukarının onayını almak durumundalar. Ülkemizde demokrasinin gelişebilmesinin mihenk taşlarından biri de kent demokrasisinin geliştirilmesinden geçmektedir.
   Belediye Başkanı, alacağı kararları ve uygulayacağı projeleri oluştururken katılım ve şeffaflık ilkelerine uygun davranmalı.

  Yine sorun bir demokrasi sorunudur. Temsili demokrasi bile darbe yerken, katılımcı demokrasiye geçebilmek hayli zor olacaktır. Bu hale rağmen, kent halkının yönetime katılımı, ortak kamu alanları - kentsel mekânların kazanılması, halkın siyasetin öznesi haline getirilmesi talebi yönünde çabalar göstermeli başkanlar. 
   Halk, dinleyici olmaktan çıkmalı, söz söyleyen olmalıdır. Siyasetin etkin bir aktörü olmalıdır. Bu konuda ‘’mahalle meclisleri’’ önerilebilir.
   Gizli saklı karar ve uygulamalar yerine her şeyin açık, belli, bilinir olması gerekir. Özellikle de kamusal harcamalar şeffaf olmalı. Toplanan vergilerin nerelere,  ne kadar harcandığı kent halkının önüne serilmeli.
   Söylenecek çok söz var. Kısaca söylemek gerekirse, belediye başkanımızın, zihninin aydınlık içinde olmasını isteriz/dileriz.
   Şimdilik bu kadarı yeter.