Değerli Okurlarım,
   Günlük yaşamın önemli bir bölümünü iş yerinde geçirmekteyiz. İş yaşamında rekabeti, etkinlik ve verimlilik baskısını, yıldırma, bezdirme davranışlarını, stresi, kişisel hırsları görmekteyiz.
   Çalışma yaşamında birçok farklı nedenden dolayı görülen bu olgular, artık iş görenler ve işverenler tarafından işin verimindeki düşüklük, işe olan odaklanma oranındaki azalma, çalışma barışını bozan davranışlar olarak nitelendirilmektedir.
   İş yerinde şiddet olarak adlandırılabilecek davranış çeşitlerinin tamamını içeren bir açıklama yapmak ve bu davranışların sınırını çizmek oldukça zor. Son yıllarda, yıldırı, bezdiri eylem ve davranışlarının kamu kurumlarında ve özel işletmelerde önemli bir sosyal tehdit unsuru olduğunu, büyük ve önemli bir sorun olarak karşımıza çıktığını kabul etmek gerekmektedir.
   Kamu iş yerlerinde şiddet, kurum sağlığını ve çalışma huzurunu olumsuz yönde etkileyen toplumsal ve sosyal bir olgu oldu. Çünkü bu eylem ve davranışlar, ahlaki değerler ve toplumsal değerleri de yıpratan ve bunların aşınmasına yardım eden kötü bir araç olabilmektedir.
   Kamu kurumlarında şiddeti konu alan fazlaca bir çalışma, inceleme ve araştırma yok. Ülkemizde, özellikle eğitim ve sağlıkta olan şiddet olaylarının zaman zaman bilimsel ortamlarda incelendiğini, nedenleri ve çözümleri üzerine makaleler yazıldığını, ancak tüm kamu kurumlarını kapsayan bir çalışmaya rastlayamadığımı söyleyebilirim.
   Buradan nereye gelmek istiyorum, biliyor musunuz? Yakın zamanda kamu kurumlarındaki şiddeti inceleyen, irdeleyen, çözüm seçenekleri sunan bir bilimsel araştırma çalışmasının öyküsünü anlatmaya.
   Kamu yönetimi yüksek lisansıma ek olarak 2016 yılında, Uludağ Üniversitesinin Işık Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirdiği İş Sağlığı ve Güvenliği yüksek lisans programına katıldım. Bitirme projesi olarak kamu kurumlarında şiddet konusunda çalışma yapmak üzere, yüksek lisans öğretmenlerimizden Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi değerli bilim adamı Prof. Dr. Kayıhan Pala ile görüşerek proje danışmanım olmasını önerdim. Kayıhan Pala, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bilim Dalı başkanıydı. Bir dönem Bursa Tabip Odası başkanlığı yapmış, ayrıca sağlık konulu birçok sempozyum ve panellerde, çeşitli konferanslarda görev almıştı. Yakın zamanlarda ise değişik illerde düzenlenen sempozyum ve panellerde “şehir hastaneleri” konusunu anlatmakta ve elde ettiği bilimsel ve güncel verilerle şehir hastanelerinin eleştirisini yapmaktadır.
   Danışmanımla projemin kapsamı ve çalışma yöntemi üzerinde görüş alışverişinde bulunurken, kamu kurumlarında çalışan personel için anket uygulamayı düşündüğümü, sonuç alınacak anket sayısı için 300-500 aralığında alınacak anket sonuçlarının anlamlı olacağı yönünde görüş birliğine vardığımızı söyleyebilirim. 
   Çalışmanın en zor yanı anket sorularını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmektir. 35 sorudan oluşan bir anket formu hazırladım. İlk 11 soru kişisel bilgileri içeriyordu. Sonraki 18 soru iş yeri şiddetiyle, 4 soru iş yeri düzenleme ve önlemleriyle ve son 2 soru ise görüş ve önerilerle ilgiliydi.
   Bilimsel bir çalışma olması ve kamu personelini ilgilendirmesi nedeniyle anket uygulaması için Bursa Valiliği’ne dilekçe verdim. Bursa Valiliği’nden gerekli onay alındıktan sonra anket formu çoğaltılarak İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü eşgüdümünde Bursa İlindeki kamu kurum ve kuruluşlarına gönderildi. 300-500 aralığında yanıt beklerken tam 2860 anket formu yanıtlandı.
   Araştırma kapsamında 36 bölge ve il kuruluşu, 19 yerel yönetim kuruluşu ile 14 ilçe de ilçe kuruluşları yer almıştı. 1490 kişi bölge ve il kuruluşlarına, 693 kişi ilçe kuruluşlarına ve 677 kişi ise yerel yönetim kuruluşlarına gönderilen anket formunu doldurmuştu. Yani toplam 2860 kamu personeli çalışmaya katkı sağlamıştı.
   2860 sayısı, bilimsel bir çalışma için oldukça önemli ve verimli bir çalışmaya veri oluşturmaktaydı. Anket sonuçlarını değerlendirdiğimde, ülkenin, kurumların, çalışanların içerisinde bulunduğu sosyal, ekonomik, siyasal ve psikolojik ortam ve koşullara karşın önemli ve değerli veriler elde etmiştim.
   Proje çalışmasının anket uygulamasında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşlarda çalışan kamu personelinin sayıları dikkate alındığı için, 2860 sayısı sonuçta hem Bursa için, hem de Türkiye için iyi bir örneklem olmuştu. Çünkü çalışmanın yapıldığı 2016 yılında Devlet Personel Başkanlığı’nın 2016 yılı verilerine göre Bursa’da çalışan kamu personeli sayısı 75.813, Türkiye toplamı ise 2.857.363 idi. Bu durumda ankete yanıt veren 2860 kişi Bursa için yüzde 4, Türkiye için binde 1 örneklem oluşturmaktaydı.
   Araştırmaya katılan 2860 katılımcının yüzde 36’sı kadın, yüzde 64’ü erkekti. Bu oran Türkiye geneli kamu çalışanları oranına da denk düşmüştü.
   Bir araştırma öyküsü böyle başladı ve edinilen bilimsel verilerle elde edilen sonuçların değerlendirilmesiyle Türk Kamu Yönetiminin bugünkü konumu ortaya çıktı.
   Proje, Uludağ ve Işık Üniversitesinin ortak seçici kurulu tarafından kabul edildikten sonra büyük boy kitap haline getirilmiş şekliyle Bursa Valiliğine, Uludağ ve Işık Üniversitesine, Proje Danışmanım Prof. Dr. Kayıhan Pala ve yüksek lisans hocalarıma verildi. Kamuoyu ile paylaşılmadı.
   Yapılan araştırmada elde edilen veriler, kamu iş yerlerinde fiziksel, psikolojik ve cinsel tacize yönelik şiddetin varlığını göstermekteydi. Araştırmaya katılan 2860 kamu çalışanının 138’i kamu iş yerinde fiziksel şiddetin varlığından söz ederken, 547’si psikolojik, 81’i cinsel tacize yönelik eylem ve davranışın olduğunu söylemekteydi. En belirgin olgu ise kamu iş yerlerinde psikolojik eylem ve davranışların çok yoğun bir şekilde görülmesiydi.
   Bu araştırmadan elde edilen verileri ve sonuçları ayrı başlıklar halinde sıralı olarak Pazartesi ve Perşembe günleri ilk kez Kayseri Yeni Haber gazetesi aracılığıyla köşemde okurlarımla ve kamuoyu ile paylaşacağım. Perşembe günkü yazımın başlığı “İş Yerinde Şiddet” olacak. İlgiyle izleyeceğinizi ve okuyacağınızı umuyorum.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com