Sevinç, üzüntü, şaşkınlık, kızgınlık, korku, nefret gibi öfke de doğal bir duygu durumudur.  Haksızlığa uğramamız, hayal kırıklığı yaşamamız, istediğimizin olmaması, kendimizi ifade edemememiz, kavga etmemiz, ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısı öfkelenmemize neden olan bazı davranışlardır.
   Öfkelenmek doğal bir süreçtir ancak kontrolü sağlamak bir atı dizginlemek kadar zordur. Öfkelendiğimizde nasıl davrandığımız ise kişiliğimizi ele verir. Karşınızdaki ile kavga ettiğinizde sergilediğiniz tavır sizin gerçek kişiliğinizi yansıtır.  O an ki öfke durumunuz rol yapmanıza izin vermez. Gerçekten birini tanımak istiyorsanız sinirlendirin. O zaman gerçek duygularını, kişiliğini öğrenebilirsiniz.
   En kolay yapabildiğimiz şeydir öfkelenmek. Her zaman, her konuda hep haklı bizizdir. Karşımızdakine haklılık payı vermeyiz. Asla yanlış yapmayız, asla haksızlık yapmayız. En doğrusu biz, en yanlışı karşımızdakidir. Empati kurmayız.
   Öfkesini kontrol edemeyen insanlar karşısındaki insanları kendinden uzaklaştırmakla kalmayıp en büyük zararı kendine verirler. Karşınızdaki insana fırlatmak amacıyla kızgın bir kömür parçasını elinizde tuttuğunuzu düşünün. Karşımızdaki insandan daha çok o kömür parçasını tutarak,  elimizi yakmakla kendimize ederiz. Yanan elimize her baktığımızda neden öfkelendiğimizi unutmayarak sürekli kendimize zarar veririz.
   Zihnimizi sürekli keşke şöyle deseydim, keşke şunu yapmasaydım gibi keşkeli düşüncelerle yorar, anı kaçırıp mutsuz oluruz.
   Kelebekler gibi özgür olmanın, mutlu olmanın tek yolu affetmektir.
   Öfke neden bu kadar önemli biliyor musunuz? Trafikte, evde, okulda, işte, hastanede aklınıza gelen her yerde sürekli öfkelenen insanlar var. Öfkesini kontrol edemeyip sen beni nasıl hızlı geçersin diye yolda birbirini vuran, çocuğuma düşük not veremezsin diye öğretmen döven, hastasını iyileştiremediği için dayak yiyen, evde istediği yemek yok diye karısını öldüren kişiler bunlar hep bir anlık öfkeden kaynaklanıyor. Ve bu öfke zamanında kontrol edilmediğinde bir hayat karartıyor. Pişmanlıklar, sonucu maalesef değiştirmiyor ve en önemlisi öfke nesilden nesile öğreniliyor.
   Nasıl mı?
   Bir çocuk bu yemek güzel pişmemiş diye babasının öfkelenebileceğini ve annesinin dayak yiyebileceğini öğreniyor. Sonra ise incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle insanlar birbirine şiddet uyguluyorlar.
    Bir hadis-i şerifte buyruluyor ki; “Muhakkak ki öfke, bir köz parçasıdır. Sizin hanginiz bu köz parçasının kendisinde hâsıl olduğunu görürse, eğer o anda ayakta ise otursun, oturmakta ise yatsın!”