İlkokul dördüncü sınıfta, Türkçe dersinde, Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin” adlı şiirini görür görmez, gözlerim faltaşı gibi açıldı. Çocukluktan yeni yetmeliğe adım atarken; vatan, millet üzerine yazılmış kahramanlık şiirleri, hangi çocuğun tüylerini diken etmez...
   “Bu Vatan toprağın kara bağrında / Sıradağlar gibi duranlarındır / Bir tarih boyunca onun uğrunda / Kendini tarihe verenlerindir.”
   Dizeler karşısında büyülenmiştim. Şiiri okumaya devam ettikçe, büyüdüğümü hissediyordum sanki. Ülke topraklarının değerini, bu toprakları bize bırakanların ne büyük insan olduklarını düşünüyordum.
   ***
   Sonraki günlerde Necmettin Halil Onan’ın şiiri çıktı karşıma. “Bir Yolcuya” adlı şiirde yurt sevgisini, yurdun değerini öylesine güzel anlatıyordu ki, çocuk yüreğimde ateşler yakıyordu:
   “Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın /Bu toprak, bir devrin battığı yerdir / Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın / Bir vatan kalbinin attığı yerdir.”
   Şiir beni öylesine etkilemişti ki; üzerinde birdirbir oynadığımız, top koşturduğumuz, çember çevirdiğimiz toprakların “toprak" değil, “vatan" olduğunu anladım.
   ***
   Avrupa Birliği ülkelerine  ders vermek, Türkiye'nin sığınmacı sorunuyla nasıl mücadele ettiğini göstermek amacıyla sınır kapılarını açtık. AB ülkelerine, “yakarım ha!” demeye getiriyoruz. Bu girişimin, uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk bakımından bizi nereye götüreceğini yakında anlarız. Ama asıl kaygılanmamız gereken konu başka...
   Edirne üzerinden  Avrupa’ya geçmek isteyen bunca Suriyeli,  İranlı, Iraklı, Afgan nasıl girmişler ülkemize. Bizim sınırlarımız yok mu, sınırlarımızdan ülkemize girmek bu kadar kolay mı olmalı?
   ***
   Neymiş, biz “Ensar”mışız. Yani Mekke'den Medine'ye göçen “muhacir”lere sahip çıkan Medineliler gibi olmalıymışız!İyi de, Mekke'den Medine'ye göç eden muhacirlerin sayısı ile bugün ülkemizde cirit atan sığınmacı sayısı aynı mı?
   1959'da yayınlanan İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Mecmuası’nda yazılanlara göre, Peygamberle birlikte Medine'ye hicret edenlerin sayısı 226’dır. Yazıyla, “iki yüz yirmi altı.”
   Kimi kaçak, kimi göçek; beş milyona yakın muhacire kim ensarolacaksa, gelsin olsun!
   ***
  Din duygularını okşayarak, yurttaşı “Ensar" göstererek, bunca sığınmacıyı ülkeye doldurmak, ileride başımıza ne işler açacak, göreceğiz.
   Taşı sıksa suyunu çıkaracak Suriyelilerin, parklarda nargile içtiklerini gördükçe, “Bu Vatan Kimin" şiiri geliyor aklıma.
   (Suriye topraklarında can veren kahraman askerlerimizi  ve tüm şehitlerimizi saygıyla, minnetle anıyorum. Şehitlerimize rahmet; ailelerine, milletimize başsağlığı diliyorum. A.G.)
     İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com