Bu güne kadar partilerin iç işleri ve işleyişleri üzerine hiç yazı yazmadım.
   TV programlarında da parti yapılanmaları, gruplar, il ilçe başkan adayları gibi konulara hiç değinmedim, taraf olmaktan da kaçındım. Zamanında parti içi çekişmelerin, hizipleşmelerin partilere ne kadar zarar verdiğini yaşamış, iyi bilenlerden olduğumu biliyorum. AKP ve MHP’de genel merkezler odaklı adaylıklar ve kongreler yapıldığı için genellikle kırgınlıklar, gruplaşmalar açığa çıkmaz ama şunu iyi biliyorum ki kırgınlıklar vardır ve içlerinde yaşarlar…
   Özel sohbetlerde anlatırlar..
   * * * * *
  
CHP’ye gelince, ben yazımı kongre yapılmadan bazı CHP’li etkin isimlerin anlatımlarına dayanarak gördüğüm manzarayı anlatmak istiyorum.
   Parti keskin şekilde iki gruba ayrılmış, bir birinin izine kurşun atar hale gelmiş. Kimi delege ‘Kurultay delegesi olmak peşinde‘ kimi ‘İl yönetimine girmek sevdasında’ gruplarla pazarlık ediyor, benim şu kadar delegem var diyerek pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.
   Eğer bana anlatılanlar doğruysa kongreyi 8-12 oy farkla bir grup kazanacak..
   Sonunda kim kazanırsa kazansın, tamda yükseliş trendine girmiş, büyükşehirlerin çoğunu kazanmış CHP, Kayseri 'de karpuz gibi ikiye bölünmüş. Kaybeden taraf gönlüne küsüp bir daha partiye uğramayıp, karşı tarafın ‘nasıl oyunlarla kazandığını’, kimlerin kendilerini satışa getirdiğini etrafa anlatmaya başlayacaklar.
   Biz bu senaryoyu geçmiş kongrelerde hep gördük. Temenni ederim ki seçim kırgınlıklarını bir kenara bırakıp, huzurla önlerindeki dönem için birlik içersinde çalışmaya başlasınlar.
   Bir tehlike de Kayseri özelinde ‘etniksel ve mezhepsel’ ayrışmalar olduğudur ki bu en yanlış olanıdır.
   Bu çekişme bölücülük, ayrıştırmacılıktır, kimseye hayır getirmez. Yıllardır % 10 bandına takılmış bir partiyi neden büyütemiyoruz, oylarımızı artıramıyoruzun cevabını bulmak, partilerini, değişik meslek gruplarına ( esnaf, ticaret, sanayici, işçi vb.) öncelikle de gençliğe ve kadınlara açmak zorundalar diye düşünüyorum.
   Parti küçük olsun, benim olsun yerine ‘Büyük olsun, hepimizin olsun’ felsefesiyle hareket etmeleri doğru olandır…
   * * * * *
  
Yazımı merhum Erdal İnönü'nün bir anısıyla bitirmek istiyorum.
   Erdal Bey'in genel başkan olduğu dönemde SHP, CHP, DSP gibi bölünmüş partiler aylar süren görüşmeler, hizipleşmelerden yorulmuşlar, liderler son olarak bir yemekte bir araya gelmek isterler. Uzlaşıp bir parti çatısı altında birleşeceklerdir.
   Lokantada garson ‘Yemek ne alırsınız diye tek tek sorar, siparişleri alır.
   Erdal BEY sipariş vermemiştir. Garson tekrar sorar ‘Efendim siz ne yiyeceksiniz?’
   Erdal Bey, ‘Ben bir şey istemiyorum, biraz sonra nasıl olsa biz birbirimizi yiyeceğiz’ der. Gülüşürler...
   * * * * *
  
Kongrelerinin huzur, dostluk içinde geçmesini, kim kazanırsa kazansın, karpuz gibi bölünmeden devam etmelerini temenni ederim.
   İletişim: hamibnt@hotmail.com