Sadece ülkemizin değil dünyanın tek gündemi var. Corona virüsü.
Milyonlarca insanın düşünce kimyasını değiştiren/değiştirebilecek bir vaka.
İnsanlık tarihine baktığımızda,yeryüzündeki macerasında,bu güne gelene kadar, birçok salgın hastalıklar geçirmiş.
Bunları bir cümle ile hatırlayalım. Önce veba salgını, sonra kolera salgını, grip salgını ve bu günde corona salgını.
Geçmiş salgınlara göre bugünün salgını daha etkili ve tehlikelidir. Çünkü, devletler arasında ve sosyal hayat içinde insanların yer değiştirmeleri çok daha fazla. Ticaret, turizm, öğrenim görme, ulaşım kolaylığı gibi, faktörler nedeniyle farklı ülkelerdeki kişilerin bir arada olmaları ve daha çok yer değiştirmeleri sonucu, salgını kolayca birbirlerine bulaştırabilmeleri mümkün.
Böyle olunca da tüm dünya teyakkuzda.
İlk ve en etkili korunma yöntemi olarak, insanlardan ‘’evde oturma’’ uygulaması istenmekte. Bende evde otururken aklımdakileri sizlerle paylaşayım istedim.
Evde oturtulurken/otururken bir kısım şeyleri düşünmeye çalışalım.
Bir virüs, zengin demiyor, fakir demiyor, Türk demiyor, Arap demiyor, Alman demiyor, Amerikalı demiyor, Alevi demiyor, Sünni demiyor, Hıristiyan demiyor, Müslüman demiyor, Yahudi demiyor, herkese bulaşabiliyor. Bulaştığı insanları ölüme sürükleyebiliyor.
İnsanlığın ortak düşmanı olarak, herkes bu virüse karşı mücadele etme, önlem alma çabasında.
İnsanlık, daha önceki salgınlara karşı nasıl başarılı olduysa, bu salgından da başarıyla çıkacaktır. Geçmişe göre, daha kısa bir süre içerisinde, aşısı başta olmak üzere, tedavi araçları geliştirilecektir. Tıp ve bilimin gelmiş olduğu seviye bunu mümkün kılacaktır.
Bizlere düşen ise, yeryüzünde insanların /devletlerin/sınıfların/milletlerin birbirlerine ettikleri kötülükleri düşünmek. Bu kötülüklerin (katliamlar, savaşlar, düşmanlıklar, dışlayıcı tavırlar, küçük görmeler, başkalarının haklarını gasp etmeler, eşitsizlikleri kötüye kullanmalar, sömürüler vs.) ortadan kalkması için neler yapabileceğimizi düşünmek.
Aslında zihin dünyamızda bunların kötülük olduğunu kabullenme ve bu düşünceyi içselleştirmekle işe başlamalıyız.
Kötülük olduğuna inandığımız düşüncemize uygun olarak , bu kötülüklerin ortadan kaldırılması için bireysel olarak neler yapılabiliri, düşünmeli ve çözümleri, diğer insanlarla, bizim gibi düşünen insanlarla birliktelikler oluşturmaya yönelmeliyiz.
Oluşturulan birlikteliklerle tarihin akışına ivme kazandıracak hamleler planlamalıyız.
İnsanlığın büyük yolculuğu, bu güne kadar hep ileriye gitmişken, daha da ileri noktalara taşınmasında ne gibi katkılar yapabileceğimizi ortaya koyalım.
Demek istediğim şu ki; Alevi-Sunni, Alman- Türk, Müslüman-Hıristiyan, Zengin-Fakir, Zenci-Beyaz gibi sınıflandırmaların bir virüs karşısında ne kadar önemsiz olduğunun farkında olalım. Bunun için insanlık ortak paydasında geleceği düşünelim.
Bu gün olmasa bile ileride bir gün, (insanların beyin çapı geliştikçe) insanlık tarihi bu ayrımların geçmişte kaldığını yazacaktır.
Coronalı bir gündem, bana bunları hatırlattı. Kalın sağlıcakla.
Corona, gelme kimsenin yanına
İletişim: av.ilbas@hotmail.com

