Geçen hafta çok ilginç bir gelişme yaşandı…

Uzun süredir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görev yapan eski televizyonculardan Hamdi Altuntaş’ın görevine sürpriz bir şekilde son verildi…

Duyan meslektaşlarımız, “Allah Allah ne oldu?” diye bir birine sordu durdu…

Sonra işin sırrı anlaşıldı…

Daha doğrusu bir “düzeltme haberin” sırrı anlaşıldı…

Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın İtfaiye Müdürlüğü’ne bayram sonrası yaptığı ziyaret sonrası basın kuruluşlarına, “Başkan Büyükkılıç, Kayseri İtfaiyesine yaptığı bayram ziyaretinde Kayseri’deki uyum kültürüne dikkat çekti

BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ” başlığıyla geçilen haberde “sehven” düşülen ciddi bir hata fark edilince Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü apar-topar basın kuruluşlarına bir “Düzeltme” haberi gönderdi…

Çünkü ortada son derece ciddi bir hata vardı…

 

Peki, neydi “sehven” düşülen o hata dersiniz?

Basın kuruluşlarına sosyal medya hesapları üzerinden gönderilen ilk haberde, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın İtfaiye Müdürlüğü’ne yaptığı ziyarette uyum kültüründen bahsedildikten sonra, “Hayat akışında sıkıntılar da sevinçler de oluyor. Her ikisi de bizim için. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Ülkemizi dünyada yüz akı bir duruma getiren Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler vermesin” denilivermişti…

Ortada ciddi bir hata vardı…

Basın kuruluşlarına gönderilen haberde, Başkan Memduh Büyükkılıç’ın ağzından,  “Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler vermesin” deniliyordu…

Olacak şey mi?

Hem de Cumhurbaşkanımıza!

Üstelik, hemen her gittiği törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını saygıyla zikreden Başkan Büyükkılıç’ın ağzından, “Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler vermesin” diyeceksiniz!

Hata fark edildiğinde hemen herkesin rengi attı!

Herkesi soğuk bir ter bastı!

Hemen basın kuruluşlarına bir “Düzeltme” yazısı gönderildi… “Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler versin” dendi ve hemen gönderildi! Gönderildi gönderilmesine ancak ok yaydan çıkmıştı bir kere…

Yapacak bir şey yoktu! Tek çare basın kuruluşları sözkonusu haberi servise koymadan önce düzeltmekti… Ya bir de basın kuruluşları da ayıkmaz da (Zaten birçoğu ayıkmadı da!) aynen olduğu gibi gerek gazetelerine, gerek televizyon ve internet sitelerine aynen koyarlarsa ne olacak?

En önemlisi de,  Cumhurbaşkanının kulağına giderse?

Basın Yayın Müdürlüğü ekibi derhal seferber oldu… Gazete, televizyon ve internet siteleri telefonla arandı, “Aman ha, sehven şöyle şöyle bir hataya düşüldü, sakın o haberi olduğu gibi kullanmayın, düzeltilmiş şekliyle yeni haberi gönderiyoruz!” dendi…

Ve böylelikle hatadan dönüldü… Dönüldü dönülmesine ama bu hatanın bedeli kimden sorulacak? Elbette ki haberi yazandan! Kim yazdı? Hamdi Altuntaş! İşte tam da “sehven” düşülen bu ciddi hatadan sonra Hamdi Altuntaş’ın işine son verilmesi beraberinde, o hatanın bedeli mi sorusunu akla getirdi!

 

 

 

 

 

BASIN KURULUŞLARINA GEÇİLEN İLK HABER!

 

BAŞKAN BÜYÜKKILIÇ, KAYSERİ İTFAİYESİNE YAPTIĞI BAYRAM ZİYARETİNDE KAYSERİ’DEKİ UYUM KÜLTÜRÜNE DİKKAT ÇEKTİ

            “BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

            Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’deki uyum kültürü ve dayanışmanın berekete vesile olduğunu söyledi. Başkan Büyükkılıç, Kayseri’de tüm kurumların birbirlerine sahip çıktığını belirtti.

            Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nı ziyaret etti. Kayseri İtfaiyesine bayram ziyaretinde bulunan Başkan Memduh Büyükkılıç, kolonya ve şeker ile Daire Başkanı Mustafa Metin Kızılkan ve tüm itfaiye personelinin bayramını kutladı. 

            Bayramda da görevleri başında olan itfaiye personeline teşekkür eden Başkan Memduh Büyükkılıç, koronavirüs nedeniyle yapılan çalışmalara da değindi. Kayseri’deki uyum kültürüne vurgu yapan Başkan Büyükkılıç, “Hayat akışında sıkıntılar da sevinçler de oluyor. Her ikisi de bizim için. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Ülkemizi dünyada yüz akı bir duruma getiren Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler vermesin. İnşallah ailenizle, yakınlarınızla, dostlarınızla daha nice bayramlara ulaşırsınız. Sağlık ordumuz bizim gururumuz; ama tek taş duvar olmaz. Sağlık camiamızın bu güzel çalışmaları emniyetimizle, jandarmamızla, vefa sosyal destek grupları ve belediyelerimizle dayanışma içinde yapılıyor. Kayseri’deki bu uyum kültürü ve dayanışmanın getirdiği zenginlik berekete vesile oluyor. O açıdan sağlıklı kararlar anında alınıp anında uygulanıyor. Kayseri’de sürtüşme yok, dayanışma var. Birbirimize engel olma yok, birbirimize sahip çıkma var” diye konuştu.

 

DÜZELTİLEREK GÖNDERİLEN İKİNCİ HABER!

Başkan Büyükkılıç, Kayseri İtfaiyesine yaptığı bayram ziyaretinde Kayseri’deki uyum kültürüne dikkat çekti

BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’deki uyum kültürü ve dayanışmanın berekete vesile olduğunu söyledi. Başkan Büyükkılıç, Kayseri’de tüm kurumların birbirlerine sahip çıktığını belirtti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nı ziyaret etti. Kayseri İtfaiyesine bayram ziyaretinde bulunan Başkan Memduh Büyükkılıç, kolonya ve şeker ile Daire Başkanı Mustafa Metin Kızılkan ve tüm itfaiye personelinin bayramını kutladı.  

Bayramda da görevleri başında olan itfaiye personeline teşekkür eden Başkan Memduh Büyükkılıç, koronavirüs nedeniyle yapılan çalışmalara da değindi. Kayseri’deki uyum kültürüne vurgu yapan Başkan Büyükkılıç, “Hayat akışında sıkıntılar da sevinçler de oluyor. Her ikisi de bizim için. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Ülkemizi dünyada yüz akı bir duruma getiren Sayın Cumhurbaşkanımıza da Mevlam sağlıklı uzun ömürler versin. İnşallah ailenizle, yakınlarınızla, dostlarınızla daha nice bayramlara ulaşırsınız. Sağlık ordumuz bizim gururumuz; ama tek taş duvar olmaz. Sağlık camiamızın bu güzel çalışmaları emniyetimizle, jandarmamızla, vefa sosyal destek grupları ve belediyelerimizle dayanışma içinde yapılıyor. Kayseri’deki bu uyum kültürü ve dayanışmanın getirdiği zenginlik berekete vesile oluyor. O açıdan sağlıklı kararlar anında alınıp anında uygulanıyor. Kayseri’de sürtüşme yok, dayanışma var. Birbirimize engel olma yok, birbirimize sahip çıkma var” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OSB’YE MÜFETTİŞLERİ ELİTAŞ MI GETİRDİ?

 

AK Parti Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş geçtiğimiz hafta TV1’e çıktı…

Elitaş son derece ilginç açıklamalarda bulundu…

Programın başında 27 Mayıs 1960 İhtilalinden başlayıp 12 Mart muhtıra süreci, 12 Mart öncesi 9 Mart darbe girişimi, 12 Eylül, 27 Nisan E Muhtura ve nihayet 28 Şubat ve 15 Temmuz darbe girişimine kadar tarih tarih sıralayarak anlattı ve sonra da darbelere ne denli karşı olduğunu ifade etti…

Hatta daha da ileri giderek, “Keşke benim babam biraz cesaretli davranıp 27 Mayıs darbesine karşı direnseydi, darbe geleneğinin önü kesilirdi!” türünden bazı ifadelere bile yerverdi…

Tam anlamıyla bir demokrasi havarisi kesildi…

Elitaş’ı dinleyen biri tanımasa, “Helal olsun! Her tarafından demokrasi aşkı fışkırıyor!” der!

Kesildi kesilmesine ancak Kayseri’de 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında cereyan eden, başta Vedat Ali Özışık ve yönetiminin işbaşında olduğu Kayseri Şeker Fabrikası Yönetiminin alaşağı edilmesi, Başkanlığını Hasan Ali Kilci’nin yaptığı Ticaret Odası’na yönelik operasyonlar ve sonrada dönemin Garnizon Komutanı Tümgeneral Rıdvan Ulugüler, Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz, 3 Astsubay ile ilgili soruşturmayı yürüten Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’un başına gelenler gözümün önüne geliyor…

Hele hele devletin resmi dinleme kayıtlarına giren o dönem FETÖ’nün tetikçi gazetesi TARAF Gazetesi ile bugün iktidar medyasının başını çeken Sabah Gazetesi’ne yönelik dönemin Hakimi Yıldırım Bayrak ile kurulan temaslar, “yayını durdurma” ile ilgili kararların değiştirilmesine ilişkin talepleri gözümün önüne gelince, “demokrasi tutkusu” gölgelenir gibi oluyor…

Hasılı o dönem tam anlamıyla bir türlü soruşturulamadı gitti…

Hakimler, savcılar, polis şefleri tutuklandı, meslekten atıldı ama her ne hikmetse siyasi uzantılarına bir türlü sıra gelmedi…

Böylesine karanlık bir geçmiş varken doğrusu Sayın Elitaş’ın demokrasi havarisi kesilmesi beni bir hayli düşündürdü…

Neyse bu yazdıklarım demokrasi kültürü ve anlayışı ile ilgili bölümler…

Şimdi gelelim işin OSB tarafına…

Malum son günlerde Tahir Nursaçan’ın başkanlığını yaptığı OSB Yönetimi ile ilgili hararetli tartışmalar yaşanıyor…

Aylar önce OSB’ye müfettişler gelmiş ve yaklaşık 8 aylık bir inceleme sonunda 604 sayfalık bir rapor tutmuşlardı…

O raporu ana hatlarıyla ilk olarak bizler paylaşmıştık…

Niye?

Çünkü müfettiş raporlarına giren o iddiaları zaten bizler günler öncesi ortaya atmıştık…

Osmanlı Odası’ndan tutunda, haksız olarak yapılan sarfiyatlar ile türlü türlü gerekçelerle işlerinden atılan o beş personelin durumuna kadar…

Bizim boy boy dile getirmiş olduğumuz o iddialar sonunda müfettiş raporlarına da daha detaylı olarak girmiş, biz o raporları ifşa edince de Sayın Nursaçan, “Müfettiş raporunda önemli bir şey yok! Sadece tavsiye ve telkinler var!” demişti…

Eminim ki, bizi takip edenler gayet iyi hatırlayacaktır…

Birçok başlığın “telkin ve tavsiyeden” ibaret olmadığını madde madde vurgulamıştık…

O günlerden akıllarda kalan bir başka boyutta, bu müfettişleri OSB’ye kim ya da kimlerin getirdiğine ilişkindi…

En çok adı geçen isim de AK Parti Milletvekili Mustafa Elitaş’tı…

Elitaş’a çıktığı TV 1’de, “OSB’ye müfettişleri siz mi getirdiniz?” şeklinde sorulan soruya verdiği cevap da son derece ilginç…

Elitaş, “Ben halkın avukatıyım, nerede halksızlık, yolsuzluk varsa ben oradayım. Eğer yolsuzluğun halksızlığın menfaatin üzerine gitmiyorsam demek ki bir korku var. Sırtımda kamburum var demektir. Birileri ahlaksızca, terbiyesizce, haysiyetsizce birilerinden kurtulmak için ‘vatan haini’ ibaresini kullanıyorsa o kişi haysiyetsizdir. Yanında çalıştığı kişiyi FETÖ diye atıp hain ilan ettirmek kadar aşağılık bir şey olabilir mi? Yav arkadaş sen burada 15-20 yıl çalışan birinin tazminat hakkına göz dikip intikam almak için geçmiş dönemde kaldığı için zamanında tasviye edemediğinden dolayı bunları ihbar edip, dosyası var diye, talimatlara uymadı diye atıyorsan burada haksızlık varsa bu halksızla dur demek benim görevim. Ben milletvekiliyim arkadaşım, milletin avukatıyım, onun bunun avukatı değilim. 6 vatandaşın haksızlığa uğradığını gördüm 2’si kadın 4’ü erkek. Zorla imza attırmışlar FETÖ ile ilgili raporunu var diye. 2 kadın korkudan imza atmış.

Allah’tan korkar insan.

Hocalar her cuma böyle demiyor mu? Haksızlıktan yalandan iftiradan uzak durun demiyor mu? Bu 6 kişi yanıma gelip “Vekilim hakkımızda böyle bir şeyle tehdit ediliyoruz” dediler. O adamların hakkını aradım sonuna kadarda ararım. FETÖ’cü demek, vatan haini demek. İslam’da en büyük günah iftiradır. Öyle bir şey varsa ben bu hakkı korurum, bir yolsuzluk iddiası varsa üzerine giderim, bu benim görevimdir. Organize sanayi bölgesinde bir vakıf kurmuşlar, Vakfı kuran kişiler ölürse çocukları devam edecek.

Bu vakfın kurucuları 8 kişi. Organize Sanayi’nin parası ile birileri vakıf kuruyor. Öyle bir madde var ki vakfı kuran kişiler ölürse çocukları devam edecek. Sen vakıf sahibi evlatlarında vakıf mirasçısı olacak ve maaşı olacak. Organizenin orası ile vakıf kurup 3 kişi yönetimde olacak, kendin değişmeyen unsur olacaksın her sene 2 kişi girecek diğer bin kişinin söz hakkı da oy hakkı da yok. Bu şeytanın aklına gelmez.

Senin danışmanın şeytan mı yoksa?

Ben bu işleri hep bilirim zerre kadar aklımın ucundan geçmedi. Vakıf kuruluyor vakfın sahibi adam her 4 yılda 2 kişi değişebiliyor. Şimdi düzelttik diyorlar da bilmiyorum. Sanayici arkadaşlar neden bunlara müsamaha gösteriyor? Biz sanayici olarak denetlemeliyiz. Nasıl ki ben vergi veriyorum hesabını sorarım diyen halk haklıysa ben aidat veriyorum diyen sanayici de bunun hesabını sormalı .

Devletten hesap sormaya çalışan zihniyet yönetim kurulundan hesap sormaya korkuyor.

Denetimden kimse korkmasın. Bizim her şeyimiz ortada. Benim denetlemek gibi kabiliyetim yoksa Sanayi Bakanlığı Müfettişleri denetleyecek bunda korkulacak ne var ki? Bizi vergi dairesi denetlemiyor mu? Müfettişlerin hiçbirini de bilmem. Adil şekilde görevini yapsınlar. Birilerini arayıp yalvarıp bu müfettişleri üzerimizden çekin diyorsa yanlış yapıyorlar. Demek ki korku var. Kimseyle kişisel bir sorunum yok. Haksızlık karşısında dururum. Millet beni hakkımı koru diye seçti. Şu belediyede bir yolsuzluk var deseler üzerine gitmezsem namerdim ” dedi.

Anlaşılan o ki taraflar arasında kılıçlar çekildi…

Bakalım kim kazanacak kim kaybedecek?

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın…