Toplumun yüzde yüzünün “hayır” demesi gereken bir referandumla başladı her şey. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde yoğunlaştığı, parti genel başkanının cumhurbaşkanı olduğu bu sisteme, toplumun tamamının “hayır” demesi gerekmez miydi?
   “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” dedikleri bu yapının, ne ABD'deki gibi denge ve denetleme mekanizması düşünüldü; ne de parlamenter sistemde olduğu gibi parlamentoya hesap verme zorunluluğu!
   ***
   Soyut kavramları zihinde somutlaştırmayı bilmeyen üç yaşındaki çocuk, ateşin ne büyük felaketlere yol açacağını kestiremez. Babası çocuğun elinden tutar, ateşe hafifçe parmağını dokundurur; canı yanan çocuk parmağını hızla çeker ateşten. Acı somutlaşmıştır, artık çekinir sobadan da, ocaktan da...
   Referandum öncesinde, bu kadar yetkiyi, bir insana vermenin sakıncaları çok anlatıldı, ama toplumun yarısı önemsememiş olacak ki, referandumda “evet" diyenler kazandı. Tek kişide toplanan yetkilerin, tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söyleyenlere kulak asılmadı!
   ***
   İnsanoğlu, mutlak iktidarın yetkilerini kırpmak için az mücadele vermedi! 1215'te İngiltere'de Büyük Özgürlük Sözleşmesi, (Magna Carta Libertatium) kralın yetkilerini kısıtladığı zaman, insanlık için büyük bir devrim sayıldı bu gelişme.
   Rönesans, Reform, Aydınlanma çağı, 1776 Amerika bağımsızlık bildirgesi, 1789 Fransız devrimi; demokrasi yolunda atılan büyük adımlar oldu... Kiliseye, krala, aristokrasiye, köleliğe karşı binlerce yıl direnmiş insanoğlu, demokrasi denilen yönetim biçimine kolay erişmedi. Demokrasiyi, demokrasi yapan ise; “güçler ayrılığı” ilkesi oldu.
   2017 Referandumunda, biz güçler ayrılığından vazgeçtik;  yasama, yürütme, yargı gücünü tek makamda topladık. Üstelik bir siyasal partinin genel başkanına bıraktık tüm bu yetkileri!
   ***
   “Kanal İstanbul” projesini bilimsel görüşlerle eleştiren milyonlarca insanı hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız.
   “İsteseniz de, istemeseniz de yapacağız" demek, hangi demokrasiyle bağdaşır? Her konuyu referanduma götürürken, bu kez halkın görüşüne başvurmaktan niçin kaçınılıyor?
   Kötü gidişin tek nedeni var: 2017 referandumu ile başımıza örülen çorap...  Bütün kurumların atama yetkilerinin, tek makamda toplandığı yerde, başka ne olacaktı; korku ve kaygıdan başka!
   ***
   Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen bu yönetim anlayışı uzun sürmez, süremez. Bütün güçleri tek elde toplayıp, onu da bir siyasal partinin genel başkanına teslim etmek; milletin kabul edeceği şey mi? Elimizi yaktıkça ateşi tanımaya başladı çokları!
   Parlamentomuz, parlamenter sisteme sahip çıkacaktır, eninde sonunda.
   Böyle gitmez!
   İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com