Yapılan son anketlerde, parlamenter sistemden yana olanların, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden yana olanlardan daha çok olduğu görülüyor. Gün geçtikçe de parlamenter sistemden yana olanlar çoğalıyor. Yüzde yetmişlere yaklaşıyor.  Bu  sonuçların kıymeti harbiyesi, seçim olmadığından şimdilik yokmuş gibi gözüküyor.
   Aslolan bundan sonra yapılacak ilk seçimde ivmenin nereye doğru evrileceğidir.
   Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin referandumdan önce  ne olduğunu/ne olmadığını anlatmaya  çalışmıştık. Uygulanan sistemde, bu günlere geleceğimizi görmek bir kehanet değildi.
   Hukukun eşitliği ve genelliği ortadan kalkıyor, kuvvetler ayrılığı yok ediliyor, her türlü kararı tek kişinin yetkisine bırakıyordu.
   Yönetim baştan aşağıya kişiselleşecek ve liyakat yok edilecekti.
   Böyle bir düzende de ekonominin insanlara refah sağlaması düşünülemezdi.
   Geçen bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede görüldü ki, ‘Uçacak’  denilen Türkiye, işsizlikte, enflasyonda, gelir dağılımında yerlere çakıldı.
   Yaklaşık yüz yıl önce, Mustafa Kemal Atatürk’ün, kurmuş olduğu cumhuriyetimizde ‘Kul’ olanlar,  ‘Vatandaş’ statüsüne çıkmıştı. Devlet ‘akılla’ yönetilme sürecine girmişti.
  Akıl ve bilimin olmadığı yerlerde, gelişimin değişimin olmadığı bu kadar net iken, ne yazık ki  başka yol göstericiler peşinde olmayı ısrarla sürdürüyoruz.
  Sürekli gündemde tutulan ve önem verilen,  devletin beka sorunu, ancak akılla yönetilmediği zaman ortaya çıkar.
   Toplumun önemli bir kesimi bu gerçeğin farkındaydı ya da farkına varmaya başladığını düşünüyorum.
   Devletimizin ve vatandaşlarımızın daha güzel günlere kavuşması için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin öncülük edeceği bir hareket başlatılmalıdır. Yeni bir anayasa ile önceki sistemin aksayan yönlerini de dikkate alarak, parlamenter sisteme geçiş yoluna girilmelidir. Bu yol hem iktidara, hem de muhalefete iyi geleceğini düşünüyorum.
  Ülkemizin ağır dış sorunları var. Suriye, Libya, Yunanistan, Rusya, Amerika ile ilişkilerde sıkıntılar had safhaya çıkmış durumda.  Barışın ve dostlukların artırılması çabalarımız maalesef  yok.
   Her sorunu çözmede kullanacağımız yol göstericinin akıl olduğunu bir kez daha belirtmekten çekinmiyorum.
   Dış politikadaki sorunları da akılla çözmemiz gerekiyor.  Muhalefeti ve iktidarıyla ortak akılla çözüme kavuşturmalıyız.
   Dünyayı ve günümüzü, tarihsel gelişim içinde değerlendirerek, algılamaya çalışmalıyız.
   Bir türlü yaşadığımız bu güne gelemiyoruz. Zihniyetimizin, geçen yüzyıllarda kalmış düşünceler içinde debelenip durması, bize bir şey kazandırmadığı gibi çok şeyi de alıp götürüyor.
   İnsanlık tarihi sürekli geriye doğru gitmemiştir. Ama hep ileriye gitmiştir. Zaman zaman gerilemeler olsa bile.
   Demokrasiden yana olmazsak,
   Aklımızı kullanmazsak,
   İnsan hak ve özgürlüklerinin geldiği aşamayı farketmezsek,
   Gelişmenin ve refahın, özgür düşüncede olduğunu bilmezsek,
   Ülkemiz için çıkış yoktur.
   Gelin, demokrasiden yana olalım.
   İletişim: av.ilbas@hotmail.com