Neyde mi?
   Tek bir alanda demek isterdim ama maalesef ekonomi, sağlık, hukuk, iş sektöründe en önemlisi de eğitim alanında diplerdeyiz.
   Üniversite sınav sonuçları bir kez daha acı gerçeği gösterdi.
   Sınava giren 1 milyon 877 bin 568 adayın ortalama doğru cevap sayıları:
   Matematik 40 soru; ortalama 3,923 doğru,  Fizik 14 soru; 0,467 doğru,  Kimya 13 soru; 1,109 doğru, Biyoloji 3 soru; 1,699 doğru, Türk dili ve edebiyatı 24 soru; 4,743 doğru,  Tarih-1 10 soru; 1,617 doğru,  Coğrafya-1 6 soru; 2,271 doğru,  Tarih-2 11 soru; 1,465 doğru,  Coğrafya-2 11 soru; 2,856 doğru,  Felsefe 12 soru; 2,017 doğru, Din kültürü ve ahlak bilgisi veya ek felsefe grubu 6 soru; 2,098 doğru.
   Bu tabloya baktığımızda öğrencilere tembel, öğretmenlere de suçlu mu diyeceğiz? Elbette hayır. Çünkü sürekli yap-boz şeklinde değişen eğitim sistemimiz var. Öğrenciler bir sisteme tam alışıyorken hoppa yeni bir sistem geliyor. O sisteme alışayım derken yeni sistem merhaba diyor. Tutarlı olmayan, sorgulamayan, ezberci bir eğitim sisteminden de sınav sonuç ortalamaları bu şekilde çıkardı, çok da şaşırmamak lazım.
   Bu birkaç saate sığdırılan, insanların kaderiyle oynanan sınavları hiç sevmiyorum. Bu sınavlarla emek, zaman, gelecek hiçe sayılıyor. Sınava az bir süre kaldığında mutlaka bir değişiklik yapılıyor. Heyecan, korku, panik, stres bilinmezlikle geçirilen sürenin sonunda senin geleceğin şekilleniyor.
   Yeni Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk’tan bu eğitim sisteminin geleceğiyle ilgili çok umutluyum. Eğitimi bir annenin bebeğini emzirmesi sürecine benzeten, şefkatsiz bir eğitimin olmayacağının altını çizen bir bakanımız var.
   Yeni eğitim-öğretim döneminde öğrencilerin deneme tahtası olarak kullanılmadığı, sınavlarla başarılarının ölçülmediği, sorgulayabilen, eleştirebilen, araştırmaya-öğrenmeye meraklı, diplomalı işsizlerin azaldığı, çiçeklerimizin solmadığı bir gelecek bizi bekler.