İnsan, kadın ve erkek cinsinden oluşan bir canlı türüdür.

   Tarih içinde, bir zamanlar kadınların erkekler üzerinde egemenliği devam etmiş. Sonraları da erkekler egemenliği elde etmişler ve egemenliği bırakmamışlar.

   Özellikle son yüzyılda, insan hakları ve kadın erkek eşitliği kavramları ortaya çıkmış. Bu konuda mücadeleler olmuş.

   Artık gelişmiş uygar ülkelerde, kanunlarda kadın – erkek eşitliği kabul edilmiş. Her ne kadar uygulamalarda/yaşamda eşitlik tam anlamıyla ortaya konulamasa bile.

Bizde ise cumhuriyetin kuruluşu ile kadın hakları konusunda yeni bir döneme girilmiş. Medeni Kanunu’nun kabulü, kadınlara seçme ve seçilme hakları derken en son, kadın haklarına yeni bir boyut getiren İstanbul Sözleşmesi ile kadın hakları konusunda önemli kazanımlar edinilmiştir.

   Kadın Hakları konusunda çok sayıda sivil girişimler, dernekler, vakıflar ortaya çıkmıştır. Bu kuruluşların faaliyetlerinde daha çok kimseyi arkalarına alarak/nicelik olarak güçlenerek, etkili mücadele etmelerine, sadece kadınlar değil, erkeklerin de  katkıları sunulmalı.

   Yine bir 8 Mart Emekçi Kadınlar günüde, geçmiş yıllara gittim.

   Kayseri Barosu Kadın Hakları Komisyonu üyesi olarak yıllardır görev yaptım. Kadın arkadaşlarla çok anlamlı; yararlı, güzel çalışmalara imza atmıştık.

Çoğu kişiye, bir erkek olarak Kadın Hakları Komisyonunda görev almam, manasız geldi. Bu konuda alaylı da olsa bir kısım eleştirilere de uğramıştım.

Kadın hakları konusunda desteğimin tek ve basit olarak açıklaması yapmak istersem;Ülkemizin demokrasi sorunun temelini oluşturan köşe taşlarından biri olarak, kadın erkek eşitliğini savunma gereğine inanmamdır.

   Ülkemizde, TÜİK’ in yapmış olduğu kadınlarla ilgili yapılan son  araştırmalardan birkaç sonucu aktarmadan edemeyeceğim.

   -Erkeklerin kazancı kadınların kazancından daha fazla. Kadınlar erkeklerden daha düşük ücret almakta.

   -Kadın milletvekili oranı %17,3. Siyasete katılımda, kadınlar çok düşük düzeyde.

  -Eğitim düzeyleri bakımından da kadınlar erkeklerden geride. En az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında, kadınlarda yüzde 72.6, erkeklerde yüzde 89.8 olan bu oran, 2018 yılında sırasıyla yüzde 84.5 ve yüzde 95.9 olmuş.
   Bir başka rapordan da söz edelim.

   CHP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu raporundan da birkaç  bilgi aktarmak istiyorum.

   -2019 yılında en az 474 kadının yaşam hakkı ihlal edilmiş. En kötüsü de kadın cinayetlerinin ve kadına tacizin her geçen yıl artmakta olması çok üzücü.

   -Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi araştırmasına göre kadınlar için yaşam kalitesinin en yüksek olduğu 167 ülke arasında Türkiye 114. Sırada.

   - Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporunda ise Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada kendisine yer bulabilmiştir.
   Kadın erkek eşitliği, tartışmalarını anlamsız buluyorum. İnsanlığın geldiği  bu aşamada halen eşitsizliğin yanında durmak, eski çağlarda kalmaktır.
   Eşitlik,  ağırlıkta, boyda, görev tanımında v.s. değil haklarda eşit olmadır kadınlarla erkekler. Zihniyetimizde/zihnimizde eşit olma kavramını içselleştirmemiz gerekir.

Erkek ne ise, Kadın da odur.

   İletişim: av.ilbas@hotmail.com