Filtre, dilimize Fransızcadan girmiş.  Onu karşılayacak çok güzel sözcüklerimiz var aslında; ama kullanmıyoruz. “Süzgeç,” “süzek” demek varken, filtre diyoruz.
   * * *
   Afşin-Elbistan Termik Santrali bacalarından duman değil, Azrail dağılıyor gökyüzüne. Yöre halkı akciğer hastalıklarından kurtulamıyor.  Allah da biliyor bunu, kulu da; hükümet de... Zehirli atıkları süzen, gökyüzüne salmayan süzgeçler takılması gerekiyor bacalara. Bunun için ilgili firmaya yedi yıl süre tanınmış, bugüne kadar takmamış. İktidar partisi milletvekilleri, bu sürenin uzatılması için yasa teklifi vermişler; TBMM'den çıkarmışlar, göndermişler Cumhurbaşkanına.
   * * *
   Yasa veto edilince, millette bir sevinç, bir sevinç... Kimi şaşkınlık geçiriyor, kimi hayranlık duyuyor Cumhurbaşkanına... Yasanın veto edilmesi, elbette iyi oldu. Yıllardır ölüm kusan bacaları birkaç yıl daha filtresiz kullanmak, yöre halkını büsbütün ölümün kucağına atmak olacaktı...
   * * *
   Ama arada gülünç şeylerin olması gözlerden kaçmıyor. TBMM’de bir yasa hazırlanırken; iktidar partisinin genel başkanı, kendi milletvekillerini uyarmaz mı? Komisyonlarda, genel kurulda görüşmeler yapılırken; milletvekilleri, genel başkanlarına bilgi vermez mi? Grup başkanvekillerinin işi bu değil midir?
    Genel başkandan habersiz yasa çıkaracak milletvekilleri görülmüş müdür? Eskiden olsa, bu “veto" işini anlamak kolaydı. Cumhurbaşkanı partisiz ve bağımsızdı. TBMM ile doğrudan ilişkisi yoktu. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı, iktidar partisinin genel başkanı... TBMM’de hazırlık aşamasında önlenebilecek bir yasa maddesinin, genel başkan tarafından durdurulması yerine; Cumhurbaşkanı sıfatıyla veto edilmesi, ilginç geldi bazılarına...
   * * *
   Daha ilginci var: Meclis’te yasa görüşülürken olumlu oy veren iktidar partisi milletvekilleri; yasayı veto ettiği için Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyor, övgüler yağdırıyorlar. Mademki veto sizi bu kadar sevindirecekti; Meclis’te kabul oyu yerine ret oyu vermek gerekmez miydi?
   * * *
  
Filtre konulması gereken iki yer daha var anlaşılan. Biri partilerin giriş kapısı, diğeri TBMM'nin giriş kapısı... Her şeyin filtresi var da, bizi yönetenlerin ve yönetecek olanların neden filtresi olmasın?
   Süzgeçten geçebilenler yasa yapsınlar.
   Dün öyle parmak kaldıran; bugün böyle davranan adamlardan milletvekili olur mu?