Hikaye bu ya vaktin behrinde, bir berberle bir marangoz dükkan komşularıymış … İkisi de nüktedan. Boş zamanlarında esnaf toplanıp gır gır yapar, bir birlerine laf dokundururlarmış. Berber müşterisi ile ilgilenen marangoz komşusuna;
- Elindeki ne? diye sorar,
- Marangoz odun der.
- Berber, ben sana o. ’K..DUM’ der,
   Marangoz müşterisinin yanında cevap vermez ama çok bozulur, şöyle sunturlu bir cevap verememenin sıkıntısı içersindedir! Müşteri gittikten sonra soluğu berber dükkanında alır; Berber müşterisini traş etmektedir. Marangoz,
- Elindeki ne? diye sorar,
- Berber makas der,
- Marangoz, ben sana o. ‘K..DUM’ der,
- Berber, oldu mu şimdi. Uymadı’ der,
- Marangoz, uysa da.  o. K..DUM, uymasa da o. K..DUM! der. Bu atışma böyle sürer gider…

   * * * * * 
   Malum, gün geçmiyor ki gazeteciler bir nedenle içeri alınmasın. Yazı yazmaya korkar hale geldik. Her yazımızı, kullandığımız her kelimeyi ölçüp biçip yazmaya başladık, ne olur ne olmaz birilerinin hoşuna gitmez, sağ olsun okudukları halde bir beğene basmaya korkan dostlarımız bile bize sahip çıkmazlar, ortalarda kalırız alimallah..!

   * * * * * 
   Memduh Bayraktar yazmış hoşuma gitti, tam da bu yazıyla örtüşüyor, sizlere de aktarmak istedim. İki gazeteci ceza evinde karşılaşırlar. Yeni tutuklanan daha önce tutuklanana sorar;
- Neden tutukladılar seni?
- Haber yaptığım için... Peki seni niye aldılar içeri?
- Haber yapmadığım için.

   * * * * * 
   Fıkra gibi ama değil, Yanisi ;

- ‘UYSA DA o. ’K..DUM, UYMASA DA o. ‘K..DUM.’

   Kafaya koymasınlar yeter ki!