Doksanlı yıllarda, yoğun özelleştirme tartışmaları yapılmıştı. Devletin ayakkabı, pijama satmasının ekonomik olmadığı, bu işlerin özel sektöre bırakılması gerektiği iddia edilirdi.
             Geçen yıllar boyunca ara ara benzer tartışmalar yapıldı.
            Özelleştirme,  AKP iktidarının vazgeçmediği/vazgeç(e))mediği bir uygulama oldu. Devletin elinde bulunan ne kadar teşebbüs varsa adım adım elden çıkarıldı. Seksen milyar dolar civarında gelir elde edildi.Yapılan özelleştirmelerde, kazanan hep, özel sektör sahipleri oldu. Piyasa değerinin çok altında rakamlarla verilmesi yanında, çalışanlarda çeşitli haklarını, işlerini kaybettiler. Daha çok değerli arsalara sahip olan işletmeler iştahla alındı ve betona dönüştürülmesi için engellerin önü temizlendi. Böylece yandaşlar zenginliklerini katladılar.
   Özelleştirme öyle bir noktaya geldi ki, son derece stratejik olan orduya silah/tank üreten işletmelerin özelleştirilmesi için kararname çıkarıldı. Yetmedi, stratejik olmasına bakılmadan yabancı ortaklı bir şirkete ihale edildi.
   Şehrimizde, özelleştirme örneğini Sümerbank Fabrikası ile yaşadık. Yerleşimi, üretimi, sosyal tesisleri ve komple bir yaşam tarzı sunmasıyla şehrimize ve ülke ekonomisine sayısız katkıları olan fabrika özelleştirildi. Arazisine beton yığınağı yapıldı.
   Üretim ekonomisi yerine rant ekonomisinin öne çıkarılması, ülkemizin ekonomik sıkıntılarını her geçen gün artırıyor. Çiftçinin de üretim için önü açılmıyor. Hayvan üreticilerinin teşviki yapılmıyor. Böylece dışarıdan, et başta olmak üzere, tahıl ürünleri hatta saman ithal etmek zorunda kalıyoruz.
   Bizim gibi kriz geçiren Portekiz, Yunanistan gibi ülkeler yüzde bir buçuk faizle dış borç bulabilirken Türkiye yüzde dokuzla borç bulamıyor. Bu gidiş iyi gözükmüyor.
   Özelleştirmeler yetmiyor. Yap işlet devret modeli ile yatırımlara başvuruluyor. Milyarlarca dolarların vergi mükelleflerince ödeneceği garanti karlı projeler. Otoyollar, köprüler, tünel geçişleri, millet hastaneleri yapılıyor. Özel sektör işletiyor.
Bu gün gele gele bir kuyruğa dayandık. Sebze ve meyveyi devlet satıyor. Eskiden ülkemizde olmayan, benzin mazot kuyrukları olurdu. Karaborsa olan, yağ, tüp, şeker kuyrukları görmüştük kırk yıl önce. Şimdi de bir iki lira daha ucuz diye devletin büyük bir markete dönüşme adımlarını görüyoruz.
  Sebzede tanzim satış başladı. Verilen müjdeye bakılırsa yakında deterjanda da aynı şey olacak.
  Yani TC giderek dev bir markete dönüşecek ki küçük marketleri, pazarcı esnafını, hal teröristlerini yenebilsin! İlk günün haberleri arasında şu var: Vatandaşlar ucuz sebze için uzun kuyruklar oluşturdu. Kişi başı en fazla iki kilo olmak üzere domates, biber, soğan veriliyor!
   Bu noktaya gelmemizde,  sorumlu olan,  ona ltı yıldır iktidarda olanlar değil. Dış güçler, hainler, teröristler, spekülatörler, faiz lobisi, sebzeciler lobisi/hal esnafı vb.’dir.
   Ülkede ne kadar güzel şey varsa bunları sağlayan on altı yıllık iktidardır. Ne kadar olumsuz örnekler varsa bunların sorumlusu da biraz önce saydıklarımızdır.
   Sorunların çözümü hakkında yeterli donanıma sahip olan yöneticilerimize şükran borçluyuz. Devlet artık manavlık yaparak bu meseleyi de çözüme bağlamış oldu.
   Hayırlara vesile olsun.