Kaç gündür içimde bir hüzün, gözümün önünden gitmeyen toplu intihar görüntüleri, masum küçük çocukların hayali, bir şeyler yazayım istiyorum, içimden gelmiyor, kelimeler yetmiyor bu hazin tabloyu anlatmaya…
* * * * *
Fatih’te ki 4'lü intihar olayının acısı geçmemişken, bu defa 4 gün sonra Antalya'da bir baba, eşine ve 2 çocuğuna kıydıktan sonra, dayanamayıp göçtü gitti bu fani dünyadan. Boşanma oranlarındaki artışlar, elektrik, su, doğalgaz, kredi kartı, kira, ödenemeyen çek ve senetler vb. borçları yüzünden icralık olan insanlar daha dazla dayanamayıp toplu intihar eder oldular.
Toplumsal bir depresyon, travma yaşandığının kimse farkında değil. Bütün bu yaşanan işsizlik, geçim zorluğu, borç batağına rağmen bazı muktedirler ve yandaşları, gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkamayı tercih ediyorlar.
Haklı olarak Aylan bebek için dünyayı ayağa kaldırırken, kendi bebeklerimizin dramına sessiz kalıyoruz…
* * * * *
Hepimiz çekilmişiz cep telefonlarımızın yarattığı sanal dünyaya, bir birlerinden habersiz, ülke sorunlarına ilgisiz, kurduğumuz yalnız ve küçük dünyalarımızda mutlu olduğumuzu zannediyoruz. Yaşamakta olduğumuz, çığ gibi büyüyüp gelen tehlikelerin, olası sosyal patlamaların, dünyanın emperyalist devlerinin kıskacında, tehdit ve ambargo söylemlerini, aşağılamalarını görmez olmuşuz!
Büyüyoruz, uçuşa geçiyoruz, yerli füze ve uçaklarımızı, otomobillerimizi yapıyoruz vb. hikâyeleri artık karın doyurmuyor, inandırıcılığını yitirip, ekonomik çöküşümüzün, dış politika yanlışlarımızın üstünü örtmez oldu...
* * * * *
Başımıza gelen her büyük kaza, deprem, sel, tren yolu raylarının çökmesi ya da sinyalizasyon hataları, maden kazalarında olduğu gibi toplu intiharlar içinde yine ‘Bu işin fıtratında var, dinimizdeki yeri vb.’ söylemlerle dramları geçiştiremeyiz.
Şu kadar köprü, yol, hastane yaptık vb. hikâyeler artık okunmuyor, yaşanan bu dramların acısını dindirmiyor.
* * * * *
Dostlar içim acıyor, keşke ben de gerçek haberler veren TV’leri seyretmeyip, basını takip etmeyip, duyarsız biri olsaydım diyorum ama elde değil, asıl vicdan insanın fıtratında var. O bebekler şimdi gerçek anlamında Fırat kenarında kaybettiğimiz kuzularımız.
Ne hazindir ki onları dert edinen ‘Ömerler’ yok! O sübyan yavrular, günahsız geldikleri bu dünyadan, günahsız gittiler. Bizlerse ‘Komşusu açken tok geziyoruz’, açlık çeken, soğuktan donan, darda kalana yardım etmeyen, dramların istifa etmeyen sorumluları, olaylara tepki göstermeyen, bizler, hepimiz suçluyuz.
Hiç birimiz masum değiliz...
* * * * *
Aylardır kirasını ödeyemediği evde, iki küçük çocuğu soğuktan donmasın diye, saç kurutma makinesini açan ve kendisi diğer odada intihar eden anne belki de hepimize mesaj vererek gitti bu dünyadan..

