Halûk Bilgesay'ın yazılarını okuyor musunuz? Kayseri Yeni Haber’in çiçeği burnunda yazarı. Kamuda geçmiş kırk yıllık önemli görevlerin ardından, emekli oldu Bilgesay. Ciddi konulara parmak basan yazıları ile okuyucunun dikkatlerini çekiyor... Her bir yazısı;sayılara, belgelere dayanan makale... Beğeniyorum onun yazılarını, her yazısından bir şeyler öğreniyorum.
***
Halûk Bilgesay, iş kazalarını ele aldığı yazısında öyle bir söz etmiş ki, hedefi on ikiden vurmuş. Diyor ki:
-İş kazaları üzerine vereceğim sayısal bilgilerden anlaşılacaktır ki, ‘İş kazaları’ tanımı yerine, ‘İş cinayetleri’ demek yerinde olacaktır!
Bu satırları okuyan her yetkili ve sorumlu kişinin sabahlara kadar uyumaması, utanması gerekir.
***
“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin 2018 ve 2019 iş cinayetleri raporuna göre 2018 yılında 1923, 2019'da 1736 işçi, iş cinayetlerine kurban gitmiş.(...)
“Eurostat ve SGK istatistikleri birleştirildiğinde, ölümlü iş kazalarında Avrupa'da birinci sıradayız.”
(Halûk Bilgesay, Kayseri Yeni Haber, 27.01.2020, İş Kazalarında Gelinen Durum)
***
Ürettikleri mal ile, dev yapılarla, havaalanları ve otoyollar ile övünenler; iş kazalarını dikkate almıyorlarsa, işçinin sağlığını ve güvenliğini düşünmüyorlarsa;gelişmiş toplum olmak için bir fırın ekmek yemeye ihtiyacımız var demektir.
Tersanede, iş güvenliği sağlanmadan adam çalıştırırsanız; maden ocaklarını gerekli önlemleri almadan kazmaya başlarsanız, elbette iş kazaları ile karşılaşırsınız. Elin oğlu, aynı işi; kazasız belasız yaparken, biz can kaybederek yapıyorsak; oturup düşünmeliyiz hepimiz. En başta, ülkeyi yönetenler yapmalı bunu!
Toplumun ve ülkenin sorunlarını çözmek için kafa yorması, kolları sıvaması gerekmez mi siyasal iktidarın?
***
On yıldır Suriye’nin, Mısır’ın; şimdi de Libya’nın iç işleri ile uğraşmak yerine; kendi sorunlarımızı, temel sıkıntılarımızı gidermeye çalışsaydık;acaba daha mı iyi etmiş olurduk?
İşte Elazığ depremi gösterdi ki, deprem konusunda hiç bir hazırlık yapmamışız, önlem almamışız. Ne İstanbul’da, ne de deprem olma olasılığı yüksek yerlerde...
Yirmi yıl boyunca toplanan deprem vergilerinin nereye harcandığını da merak ediyor insanlar!
‘Kader böyleymiş”, “İşin fıtratı böyle" diyerek; kazayı, depremi, doğa felaketini kadere bağlarsak, daha çok acılar çekeceğiz demektir.
Akıl ve bilim çağında şu başımıza gelenlere bakar mısınız; ne acı!
İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

