Değerli Okurlarım,
   Geçtiğimiz Pazartesi günlü gazetemizdeki “Bir Araştırma Öyküsü” başlıklı yazımda, İş Sağlığı ve Güvenliği yüksek lisans bitirme projesi olarak 2017 yılında yaptığım bilimsel bir araştırmadan söz etmiş ve sonuçları itibariyle Türk Kamu Yönetiminin bugünkü durumuna ışık tutacak bilimsel veriler elde ettiğimi belirtmiştim.
   Çalışmanın içeriğini, değerlendirme ve sonuçlarını bir yazıya sığdırmak doğaldır ki mümkün değil. Bu nedenle bir dizi yazı şeklinde sunma zorunluluğu içerisindeyim.
   Bugünkü yazımda iş yerlerinde şiddet kavramı üzerinde durup ne anlama geldiği, iş yeri ve çalışan üzerinde nasıl bir etkide bulunduğu hakkında özet bilgiler sunacağım.
   Son yıllarda uluslararası düzeyde ele alınan ve ülkemizde de gittikçe artan bir öneme sahip olan kamu ve özel iş yerlerindeki şiddet olgusu konusunda yapılmış bilimsel çalışma ne yazık ki çok az. Tüm iş kolları ve çalışanlar dikkate alındığında, Türkiye’deki işyeri şiddetinin sayı ve oranları ile yıllık verileri hakkında bilgi mevcut değil. Ülkemizde, daha çok sağlık sektöründe işyeri şiddetini (fiziksel ve psikolojik şiddet) araştıran çalışmalar yapılmıştır. Örneğin Türkiye’nin batı bölgelerinde acil servislerde çalışanlar arasında yapılan bir araştırmada, çalışanların %72,3’ünün işyerinde şiddete maruz kaldıkları ve en çok şiddete maruz kalanların ise sırasıyla hemşireler ve he¬kimler olduğu saptanmıştır
   Çalışma yaşamında bireylere üstleri, iş arkadaşları ve astları veya kurumlarından hizmet alan kişiler tarafından fiziksel, psikolojik ya da cinsel taciz davranışları sergilenebilmektedir.
   Bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişi üzerinde fiziksel bir gücün uygulanması durumu fiziksel şiddettir. Dövmek, tekme, tokat atmak, vurmak, itmek, cimdik atmak, ısırmak, çekiştirmek, bıçaklamak, sopa ile dövmek, ateşli silahla ateş etmek vb. hareketler fiziksel şiddet örnekleridir.
   Psikolojik şiddet, sözel (bağırma, azarlama, küfretme, hakaret etme) duygusal baskı ve yıldırma, tehdit etme şeklinde oluşur.
   Cinsel taciz ise elle sarkıntılık yapma, cinsel içerikli şakalar yapma, cinsel içerikli imalarda bulunma vb. davranışlardır.
   İş yerlerinde saldırganlığın maliyeti ve sonuçları, bu süreçte şiddete maruz kalan çalışanı, çalıştığı kurumu, birlikte çalıştığı arkadaşlarını, hizmet alan ve hizmet üreten insanları ve toplum gibi tüm tarafları kapsamaktadır. Bu kapsamda iş yerindeki şiddet riski, çalışanlarının iş güvenliğine ve sağlığına etkisi açısından çeşitli yansımalara yol açmaktadır.
   İş yerinde şiddetin çalışanlarına ilişkin en önemli sonuçları iş tatminsizliği, stres ve tükenmişlik duygusu olmaktadır. Kişisel say¬gınlığın azalması, aidiyet duygusunda zedelenme algılaması gibi durumlarla birlikte bir arada ortaya çıkan bu olgu iş verimini olumsuz etkileyen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
   Gerek fiziksel, gerek psikolojik, gerekse cinsel taciz olarak ortaya çıkan bu sorunlar çalışanların motivasyonunu da düşürmektedir. Çalışanlarda yol açtığı belirtileri şöyle sıralayabilirim.
   Saldırganlık veya kayıtsızlık, sıkıntı, gerilim hali, sinirlilik, neşesizleşme, durgunlaşma, çökkünlük hali, dinlenmeyle geçmeyen yorgunluk, unutkanlık, huzursuzluk, korkulu rüyalar, karamsarlık, kendini küçük görme, yalnızlık hissi, yersiz suçluluk hissetme, organik olmayan fiziksel belirtiler, ağız kuruluğu, üşüme, titreme, vücutta uyuşukluk, karıncalanma hissi, sebepsiz çarpıntı, yersiz sıcaklık ve soğukluk hissi, baş ağrıları, baş dönmeleri ve idrar sıklığı, mide bulantısı, kusma, ishal, uyku, iştah bozukluğu, konuşma güçlükleri, uykuda diş gıcırdatma, konuşma, gürültüye ve sese karşı duyarlılık…
   Uluslararası düzeyde ele alınan ve ülkemizde de gittikçe artan iş yerinde şiddet olgusu görüldüğü gibi tümüyle sağlık sorunlarına (psikolojik rahatsızlıklar dahil) neden oluyor.
   Salon toplantılarına, sempozyumlara, panellere, konferanslara, toplumsal eylemlere konu olmaya başlayan iş yerlerinde şiddet konusu gerçekten çok önemli. Kamuya ait iş yerlerinde de oldukça önemli. Çünkü sosyal sorunları, hastalıkları, toplumsal gerginlikleri beraberinde getiriyor. Devletin, dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının çalışma sürecine, kurumların etkinliğine ve çalışanlarının verimliliğine olumsuz etkileri olmaktadır.
   İşte bu nedenle kamu iş yerlerinin bütününü kapsayan bir bilimsel araştırma ilk kez yapıldı ve sonuçları ile çözüm önerileri ilk kez okurlarımızla ve dolayısıyla kamuoyu ile paylaşılmaktadır.
   Gelecek Pazartesi günkü yazımda “Kamu iş yerlerinde şiddet” konusunu ele alacağım.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com