Hayatta insan canından daha ucuz bir şey yoktur. Bir yerimiz ağrıdığında hemen doktora başvururuz. Ne ilaç yazarsa hemen alırız. Sorgulamayız. Güveniriz. İlaç şirketleriyle anlaşmış mı, verdiği ilaç zaruri mi, istediği tahliller önemli mi hiç umurumuzda olmaz. Tek düşündüğümüz bir an önce iyileşmektir. Sonuçta doktor Hipokrat yemini etmiştir neden insan sağlığıyla oynasın ki deriz. Hatta bir doktor ne kadar tahlil, tetkik isterse o kadar ilgileniyor diye düşünürüz. Biz böyle masumane düşünürken sağlık skandallarının da sonu gelmez.
Kendisini Gülhane Askeri Tıp Akademisi mezunu Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Profesörü olarak tanıtan kişinin aslında lise mezunu olduğu ortaya çıktı. Adamdaki cesaret şaşılacak cinste çünkü ulusal kanallara çıkıp sağlıkla ilgili programlar yapıyor. Yetmiyor Hamburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ve ABD’de beyin tümörleri üzerine ihtisas yaptığını, 10 binden fazla beyin tümörü ameliyatını gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Üniversitelerde seminerler veriyor. Neyse ki Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınıyor. Sahte doktorun iddiasına göre sevinmemiz gereken şimdiye kadar hiçbir hastasının hayatını kaybetmemesi.
Öğrenciler üniversiteden mezun olduktan sonra yok ALES, YDS sınavlarını geçmeye çalışsınlar, yüksek lisans, doktora, tez, torpil vs etkenleriyle uğraşsınlar, gecelerini gündüzlerini heba etsinler adamın teki lise diplomasıyla doktorum bile demeden direk profesör olarak kendini tanıtsın. Üniversitelerde öğrencilere seminerler versin. Ameliyatlara girip insan sağlığıyla oynasın. Biri de çıkıp sen tezin nerde, şimdiye kadar hangi makaleleri yayınladın, bilim adına ne yaptın diye sorgulamamış. Zaten her yer sahte diplomadan geçilmiyor. Olan çaresiz, saf, okumuş insana güvenen Anadolu insanına oluyor.
Bir yakınınız hastalandığında sahte diplomalı bir doktor mu diye düşünemiyorsunuz ki. Bir de kendini yurtdışında ihtisas yapmış, ulusal kanallara çıkma cesaretini göstermişse gözü kapalı güveniyorsunuz. Adamların foyası ortaya çıkınca bir şey olduğu da yok. Profesör adı altında çalıştığı, kazandığı, yaptıkları yanına kar kalıyor. Neden mi? Çünkü Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 25. Maddesi uyarınca diploması olmadığı halde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılıyor.
Verilen cezaların caydırıcı olmaması nedeniyle kısa sürede hapis yatıp ya da beraat edip tekrar işlerinin başına geri dönüyorlar. Anlayacağınız olan yine bizlere oluyor.
19 Haziran 2018
KANDIRILDIK!
Hayatta insan canından daha ucuz bir şey yoktur. Bir yerimiz ağrıdığında hemen doktora başvururuz. Ne ilaç yazarsa hemen alırız. Sorgulamayız. Güveniriz. İlaç şirketleriyle anlaşmış mı, verdiği ilaç z

