Kanun Hükmünde Kararnamelerin ne olduğu hakkında çok ayrıntıya girmeden bazı bilgileri aktarmak amacıyla bu yazıyı kaleme aldım.
   Önce KHK'nın tanımı ile başlayayım. Yasama organının, konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu ile verdiği yetkiye veya doğrudan doğruya Anayasadan aldığı yetkiye dayanarak hükümetin çıkardığı, maddi anlamda kanun gücüne sahip, meclisin tasdiki ile şekil ve organik anlamda kamu gücünü kazanacak olan kararnamelere, Kanun Hükmünde Kararname denilmektedir.
   Kararname çıkarmanın çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Öncelikle belirtmemiz gereken husus, kanun çıkarma usulüne nazaran daha pratik ve kolay olmasıdır. Mecliste kanun çıkarmak için, daha çok kişinin (meclis çoğunluğu) toplanması gerekir. Önceden komisyon çalışmaları gerektirir. Muhalefetin devreye girmesi ve gerektiğinde engelleme çabaları sonucu uzun zaman dilimlerine ihtiyaç duyulur.
   Hayat şartları sürekli değiştiği için hukukun buna cevap vermesi, çözüm yollarının bulması gerekir. İşte bu yüzden hükümetlere Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkileri verilmesi zorunda kalınmıştır. Zira hükümetler meclise göre daha çabuk toplanırlar.  Zaten 15-20 kişiden oluşurlar.  Daha çabuk karar alabilirler.  Ayrıca muhalefetinde Kanun Hükmünde Kararname çıkmasını engellemesi söz konusu değildir.
   Bir kaç satırda tarihçesinde söz edelim. İlk defa Osmanlı Devleti zamanında 1876 tarihli Kanun-i Esasi de Muvakkat Kanun adı altında  (madde 36 ) kararname müessesesi mevcut hale gelmiştir.
  1961 Anayasası’nda Kanun Hükmünde kararname çıkarma yetkisi yoktu. 1971 yılında yapılan değişiklikle yeniden hukuk mevzuatına girdi.
   1982 Anayasamız da da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri sayılırken belli konularda Kanun Hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir (Anayasa 87. madde)
  Normal dönemlerde çıkarılan kararnamelerin anayasaya aykırılığı iddia edilirse, bu iddia Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenir. Normal dönemlerde Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasamızın 91. Maddesinde yetki kanunu ve kapsamı, amacı, ilkeleri açıklanmaktadır.  Bu konuda ayrıntıya girmiyorum.
   Şimdi Olağanüstü Hal ile yönetildiğimiz için güncel olan ve çıkarılan kararnameleri anlatmak istiyorum.
   Anayasamızın 121. maddesi. Anayasanın 119 ve 120’nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazetede yayımlanır ve hemen TBMM’nin onayına sunulur. TBMM tatilde ise derhal toplantıya çağırılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir. Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
   119’uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
   Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclis’ce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.
   Anayasa 148. madde olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz hükmünü içermektedir.
   Çıkarılan kararnamelerin meclis iç tüzüğüne göre en çok 20 gün içinde komisyonda görüşülmesi, 30 güm içinde de meclisin onayına sunulması gerekmektedir. 15 Temmuz sonrası çıkarılan kararnamelerin büyük bir kısmı, bu süreçlerden geçmemiştir. Olağanüstü halin son bulması durumunda ne olacağı meçhuldür. Çünkü kararnamelerin kanun haline gelmesi için gerekli olan prosedürler tamamlanmamış birçok kararname ile yönetilmekteyiz.
   Bir başka ilginç durum ise Anayasa Mahkemesi'nin Anayasaya aykırılık konusunda takındığı tavırdır. Mevcut Anayasamıza göre, olağanüstü halin olduğu zamanlarda çıkarılan kararnamelerin anayasaya aykırılığı öne sürülemez.  Bu hükümle Anayasa Mahkemesi kendi eliyle hukukun fişini çekmiş olmuyor mu? Olağanüstü hal demek yepyeni bir Anayasanın uygulanması demek olmuyor mu?
   Oysa aynı Anayasa Mahkemesi 1991/6 E ve 1990/25 E kararlarıyla Kanun Hükmündeki Kararnameleri, olağanüstü halin amacı ve sınırları aşılması OHAL kararnameleri niteliği taşıyıp taşımadığı yönünde denetim yapmıştı.
   Konunun önemine dikkat çekmek için. Çok uç örnekler vereyim. Kararname ile Anayasa Mahkemesi kapatılırsa, ya da meclis kapatılırsa, meclis yada mahkeme ne yapabilecek? Böyle bir durumda hukuk sistemi nasıl bir yol izleyecek?
   Bu sorunun ortaya çıkmasını beklemeden Anayasadaki ''olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz''   hükmü bir an önce tartışılmalıdır.