Aylardır ülke gündemini işgal eden/ettirilen Kanal İstanbul projesi ancak Elazığ depremi olunca, gündemin baş köşesinden aşağılara alındı. Şimdilik depremle ilişkisi dışında konuşulmuyor. Sadece önceliğimiz kanal yerine deprem olmalı deniliyor…
Kanal İstanbul tartışılırken hep aklıma gelmiştir. Zamanın Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mehmet Özhaseki’nin de bir projesi vardı. Sanırım Eskişehir’e özenmiş ve oradaki Yılmaz Büyükerşen başkanın başarılarını kıskanmıştı. Kendisinin uzun süreli başkanlığının ‘’Final’’ projesi olarak da, Kızılırmak’ı Kayseri şehrinin içerisinden geçirecekti.
Biliyorsunuz, hep anlatılır. Mecliste, şehrine liman isteyen vekilin sözünü uyuduğu için anlamayan ‘Bizde şehrimize ondan istiyoruz’ diyen vekil fıkralara konu olmuştu. Özhaseki’de projelerini açıklarken ‘Kayseri’ye nehir getireceğini’ keyifle anlatıyordu.
2005 yılında yaptığı bir açıklamasında, "Dünyanın dört bir tarafını gezdim. Çoğu ülkelerde, nehirler şehir merkezlerinden geçiyor ve ayrı güzellik hava veriyor. Kızılırmak'ın Kayseri'den geçip geçmeyeceği, suyunun yeterli olup olmayacağı konusunda DSİ'ye proje yaptırdım, olumlu geldi. Kızılırmak suyu ile şu anda Yamula Barajı doluyor. Kızılırmak'ın suyunu Ebiç Köyü yakınlarında Yamula Barajı'ndan alıp 20 kilometre kanal açarak şehre getireceğiz. Şehrin ana cadde ve sokaklarında 15 kilometre tur attırıp, Sarımsaklı Barajı'na vereceğiz. Kızılırmak'ın çevresini de gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kayık ve sandallarla alışveriş yapılabilecek hale getireceğiz. Yat turu yaptıracağız. Hatta büyük bir dev akvaryum projemiz de var. Size hayal gibi gelebilir ama bu olacak. Kayseri 'ilk'leri sever, bu da bir ilk olacak. İnsanlar Kızılırmak ile 15 kilometre yat turu yapacak. İki yıl sonra başlayacağımız çalışmaların, 30 milyon dolara mal olacağını hesaplıyoruz’ diyerek proje hakkında bilgiler vermişti.
Güzergâhla ilgili bir takım düşüncelerin olduğunu anımsatan Özhaseki, ‘Ama bunu söylemek yanlış olur. Bunu söylesek, beklentiler oluşur. O yerlerde boş arsada yok. Ama söylendiği zaman orada beklenti olup bu beklenti büyüyecektir. Projeye uygun olmazsa başka yere alınır ve bu sefer farklı düşüncemler olacak. Devlet demir yolları bir yıl içinde taşınacak. 40–50 metre eninde yeşil alan oluşacak. Yeşil alınanda su öğesi iyi olur ve güzel olur. Etrafındaki kütleler değerlenir. Bir devlet kurumunun da bunun etrafındaki alanları satar ve iyi bir kazanç elde edilir. Sonuçta devlet kurumumuz kazançlı çıkar.’ diye konuşmuştu.
Yani görüldüğü gibi Kanal İstanbul projesinde anlatılanların çoğunu daha önceleri, bu proje açıklamalarında duymuştuk.
Allah aşkına düşünelim. Siyasiler geçmişte neler söylediler, neler yaptılar. Bunları sorguluyor muyuz?
Verdiğimiz vergilerin nerelere kullanıldığını araştırıyor muyuz?
Kadim şehirlerden olan Kayseri’mizin dünyanın uygar şehirleri gibi, bir şehir haline getirilememiş olmasından hüzün duyuyor muyuz?
Verilen vaatlerin hesabını soruyor muyuz? Hayır sormuyoruz.
Aksine yeniden yeniden seçerek, söylediklerini /yaptıklarını onaylıyoruz.Aslında bizler neysek, yöneticilerimizde bize benziyor.
Ne oldu? Kızılırmak şehrin içinden geçti mi?
Bizler sandallara binip şarkılar söyledik mi?
Pardon yatlarla tur attık mı?
Tarih elbette hepsini yarınlara aktaracak.
Sevgili Ayhan Gülsoy , ‘Şehrimizin Yüzü’ başlıklı yazısında, çok güzel anlatıyor. Şehrimizin geçen yıllardaki değişimini özetliyor ve ‘Şehrimizin yüzü kayboldu, yazık’ diyor.
Yalnız şehrimize mi, dünyanın en güzel ülkesi olan yurdumuza da yazık oluyor. Yine bir deprem oluyor. Yine insanlar ölüyor.
Depremde ölenlere rahmet diliyorum. Yakınlarına sabır.
İnsanı aç yatağa girmeyen, deprem ve doğal afetlerde ölmeyen, barış içinde yaşayan, mutlulukların yarıştığı bir yer olması mümkünken, ülke yönetenlerin liyakatsizliğinin getirdiği yerde yaşamaya devam ediyoruz.
Sorular sormazsak yine böyle yaşamaya devam edeceğiz.
İletişim: av.ilbas@hotmail.com

