Değerli okuyucularım,
   09 Ocak 2020 tarihli ‘Kayseri’ye Yeni Bir Şemsiye’ başlıklı yazımda, Kayseri’ye son zamanlarda yüklenen o denli çok olumsuz yakıştırmalar ve yaklaşımlar var ki, neden diye sormamak olanaksız? demiştim.
   Ne anlatmaya çalışmıştım?
   Kayseri denildiğinde; tarihiyle, kültürüyle, sanayisiyle, ticaretiyle, eğitim, sağlık, spor alanındaki konumuyla ve şehircilikte geçmişten gelen örnek plan öncülüğü ile gelişmiş bir İl’den, bugün geldiği sahipsiz konumunu, sağduyu sahibi hemşerilerimizin de ‘Kayseri’ye çalışalım’ söylemini haykırdığını belirtmiştim.
   Bu yazıdan tam bir ay sonra, 09 Şubat 2020 Pazar günü, Cumhuriyet Halk Partisinin İl Kongresi var. Ümit Özer başkanlığındaki mevcut yönetim ile Av. Mustafa Aslan başkanlığındaki alternatif yönetim listesi, diğer partilerde olmayan demokratik seçim anlayışıyla yarışacaklar. Her iki aday da, söylemlerinde kazanmaları halinde Partinin kurucu ilkelerine uygun bir yönetim sergileyeceklerini ve Partiyi iktidara getirme çabası içerisinde olacaklarını belirtmektedir.
   Kökleri Kurtuluş Savaşı’na ve Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Cumhuriyet Devrimi’ne dayanan Cumhuriyet Halk Partisi, başından beri çağdaşlaşma fikrine öncülük etmiş, çok partili rejime geçişi gerçekleştirmiş, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinden hareketle barıştan ve uluslararası işbirliğinden yana olmuş kurucu bir partidir.
   CHP, zengin deneyimlerinden güç alarak toplumsal gelişmeleri iyi irdelemiş ve 1965’den itibaren kendisini sol görüşlü bir halk partisi olarak tanımlamıştır. Programını, söylemini ve eylemini bu tanım doğrultusunda geliştirdiği dönemlerde halktan büyük destek görmüş ve 1977’lerde, “emekten ve ezilenden yana bir kitle partisi” olarak oylarını yüzde 42’lere kadar yükseltmiştir.
   Kuşkusuz, o zamanki başarısının en önemli nedeni, CHP’nin mevcut toplumsal düzenin yarattığı eşitsizliklere, adaletsizliklere kararlı bir biçimde karşı çıkmış, düzenin antidemokratik yapısını teşhir etmeye önem vermiş ve alternatif sunabilmiş olmasıdır. Tüm bu çabalar “bu düzen değişmelidir” sloganında ifadesini bulmuş ve halktan büyük destek görmüştür.
   Bugün de o günlerin benzeri, hatta kat kat fazlası yaşanıyor.
   Bu nedenle, CHP’nin işlevi, halkın politik taleplerinin oluşumuna katkı sağlamak, bu talepleri bütünleştirerek siyasete aktarmak ve ülke yönetimi için kadrolar yetiştirmektir.
   Ne zaman ki yerelde bireyin/üyenin katılımını, özgürleşmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engelleyen anlayış egemen olmuş (yukarıdan yönetme anlayışı), böyle bir yönetim her zaman İl örgütünün kısırlaşmasına ve etkisizleşmesine yol açmıştır.
   09 Şubat’ta seçimi kazandıktan sonra oluşacak yeni yönetim, bireyin özgür iradesini eşit gören, tüm çalışmalarına üyelerinin etkin katılımını sağlayan örgüt yapısı ve örgüt içi demokrasinin geliştirilmesi yolunda kolları sıvamalıdır.
   Her türden ayrımcılığı, kişisel çıkar anlayışını bırakarak 1.400.000 Kayseriliyi, CHP’nin 6 oklu “Kayseri Şemsiyesi” altında toplamanın zamanı geldi ve geçiyor.
   Kongre sonrasında bu şemsiyeyi tutacak İl Başkanının ve İl yönetiminin, Kayseri CHP’sinde aşağıda sıraladığım ilkesel anlayışları sağlaması yaşamsal bir zorunluluktur. Adaylara şimdiden başarılar dilerken, seçimi kazanacak yönetimin 6 oklu Kayseri Şemsiyesi için;
1) Parti içi demokrasi ve katılımı,
2) Sağlıklı, bilgili ve etkin üye anlayışını,
3) Birikimli ve nitelikli bir yönetim kurulunu,
4) Üyelerin ve ilçe örgütlerinin parti çalışmalarına etkin katılımını,
5) En alt yerleşim biriminde ve her mahallede örgütlenmeyi,
6) Güçlü, yaygın ve etkin kadın ve gençlik kollarını,
7) İşlevsel ve etkin komisyon çalışmalarını,
8) Toplumla yoğun diyalog ve etkileşimi,
9) Sendika, dernek, vakıf ve demokratik kitle örgütleriyle işbirliği ve dayanışmayı,
10) Parti içinde yaygın eğitimi,
11) Kuralları belirlenmiş siyasi etik anlayışını,
12) Araştırma, bilgi üretimi ve iyi iletişimi sağlamalıdır.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com