Takipçilerim eminim ki gayet iyi hatırlayacaklardır…

Malum, MHP Milletvekili Baki Ersoy, Kayserispor Kulübü eski Başkanı Erol Bedir ve bazı yönetim kurulu üyeleri hakkında dernek statüsünde olan “Kayseri Spor Kulübü Derneği’ni zarara uğratmak, Dernekler Kanunu’na muhalefet, zimmet ve görevi kötüye kullanma” suçu iddiasıyla 11 Mart 2020 tarihinde Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu…

Ersoy’un avukatı Müjdat Yılmaz tarafından Kayseri Cum­huriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusu Hazırlık No: 2020/11551 dosyasıyla soruşturma dosyası açılmıştı…

Şimdi, Cumhuriyet Savcılığı, Ersoy’un 10 ayrı madde halinde sıraladığı o iddiaları soruşturmak üzere harekete geçti…

ÜÇ MÜLKİYE MÜFETTİŞİ KAYSERİSPOR TESİSLERİ’NDE KAMP KURDU…

Şimdi MHP Milletvekili Baki Ersoy’un şikayeti üzerine Cumhuriyet Savcılığı’nın talep ettiği dernekler mevzuatı konusunda uzman üç mülkiye müfettişi incelemelerine başladı.

Kayserispor Tesisleri’nde kendilerine tahsis edilen odada büyük bir gizlilik içinde incelemelere başlayan müfettişler Kayserispor Kulübü’nün son 10 yılını didik didik ediyor. Müfettişler, futbolcu transferleri, menajerlere ödenen pa­ralar ve yapılan tüm harcamalar tek tek incelemeye tabii tutuyor…

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE

TEK TEK TEBLİGATLAR GELİYOR!

Kayserispor’un son 10 yıllık hesap ve tüm işlemlerini incelemeye alan mülkiye müfettişleri, eski Başkan Recep Mamur ve Erol Bedir olmak üzere bugünkü yönetimi de kapsayan tüm yönetim kurulu üyelerine ifade vermeleri için posta yoluyla tebligat çıkarmaya başladı. Müfettişlerin gönderdiği tebligatı alan bazı üyeler ifade vermeye başla­dı. Alınan ifadeler ve inceleme sonunda elde edilen delil ve bulgular rapor haline getirildikten sonra Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilecek.

İKİ ÖNEMLİ BAŞLIK ÜZERİNDE

TİTİZLİKLE DURULUYOR…

Dedik ya müfettişler Kayserispor’un son 10 yılını didik didik ediyor diye…Öyle ki yıllar önce Trabzonspor’a yüklü bir bedelle transfer edilen ancak o dönem ki başkan Recep Mamur ve bazı yönetim kurulu üyelerini bile karşı karşıya getiren Gökhan Ünal’ın Trabzonspor’a kaç liraya transfer edildiği, Kayserispor’un kasasına ne kadar nakit ne kadar çek ve senedin girdiği konusu üzerinde bile duruyorlar…

Müfettişlerin, bir de esas üzerinde tizlikle durdukları ve önce MHP Milletvekili Baki Ersoy’un daha sonra da mev­cut Başkan Berna Gözbaşı’nın da Cumhuriyet Savcılığı’na yaptıkları “ek suç duyurusu” dilekçesinde yeralan iki önemli iddia…

DENİZ TÜRÜÇ FENERBAHÇE’YE

KAÇ LİRAYA TRANSFER EDİLDİ,

SAMİ DİNÇ NE KADAR ALDI?

Birisi Avukat Sami Dinç’e ödenen paralar…

Hem Kayserispor’a futbolcu temin eden hem de kulübe faizle borç para verdiği iddia edilen İstanbul’da ki Avukat Sami Dinç ile kulübün netür bir ilişki ağı içinde olduğu, Kayserspor’a ne kadar para verdiği ve buna karşılık ne ka­dar para aldığının izini sürüyor…Bu kapsam da en dikkat çeken transfer ise Deniz Türüç’ün Fenerbahçe Kulübü’ne gerçekte kaç liraya transfer edildiği, ne kadar fatura kesil­diği, Fenerbahçe’den ne kadar nakit ve çek alındığı, Avu­kat Sami Dinç’in ne kadar aldığı ve Kayserispor Kulübü’ne ne kadar tutarında fatura kestiği üzerinde duruluyor…

Yine üzerinde titizlikle durulan bir başka soruşturma konusu ise Kayserispor Kulübü (Derneği) ile TALENT SPORTS MANAGEMENT LİMİTED ŞİRKETİ arasında 460 EURO bedelle imzalanan “Menajerlik ve Danışman­lık” anlaşması…Ersoy, Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği şikayet dilekçesinde, sözkonusu danışmanlık şirketi ile yapılan toplam 460 bin Euro tutarında ki anlaşma kapsa­mında şirkete 60 Euro’nun peşin geri kalan 400 Euro’nun ise 30/08/2019 tarihinde Deniz Türüç’ün Fenerbahçe’ye satışından alınan çekin 31/10/2019 tarihli vadeli çeklerle sözkonusu paravan şirkete verildiğini iddia etmişti.

Müfettişlerin gönderdiği davetiyeyi alan Kayserispor Kulübü eski Yöneticileri, Kulüp yönetiminin karar defte­rine butür faaliyetle ilgili olarak herhangi bir karar alma­dığını, ve karar defterine de böyle bir karar işlenmediğini, sözkonusu danışmanlık şirketiyle kulüp yönetim kurulu üyeleri Mehmet Çakmak Uyar ile Serdar Maraşlı’nın söz­leşme imzaladığını, sözkonusu sözleşmenin de kendilerini bağlamadığını ifade ettikleri iddia ediliyor. Şimdi müfet­tişler posta yoluyla davetiye çıkardıkları üyelerin tek tek ifadelerini alıyor. İfade alma ve soruşturma süreci tamam­landıktan sonra müfettişlerin hazırladığı rapor kendilerini görevlendirilen Cumhuriyet Savcılığı’na teslim edecekler. Bakalım Kayserispor’un son 10 yılından ne çıkacak? Yü­rütülen bu soruşturma sonunda Savcılık dava açılmasına mı karar verecek yoksa kovuşturmaya yer olmadığına mı karar verecek?

Bekleyip görmek lazım…

!

UĞUR DÜNDAR’I ELEŞTİRENE BAK!

Bugünler de sosyal medya üzerinden kişilere yönelik yapılan küfür ve hakaretler beraberinde hararetli bir tar­tışmaları da alevlendirdi…

Hele hele Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın eşi Sümeyye Albayrak’ın doğum yaptığını ve dördüncü çocuğunu dünyaya getirdiğini sosyal medya üzerinden duyurmasıyla birlikte peş peşe gelen ve hakaret içeren mesajların sosyal medya üzerinden paylaşılmasıyla birlik­te kıyamet koptu…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakaret ve küfür içeren bu paylaşımların takibe alındığını, hesabının sorulacağını söylemesi, peşinden de sosyal medya ile ilgili olarak yeni bir düzenlemeye gidilmesinin zorunlu olduğunu duyurma­sı sosyal medyada ile ilgili tartışmaların tekrar alevlenme­sine yol açtı…

Hoş daha önce aynı sosyal medya hesaplarından son derece çirkin küfür ve hakaretler de oldu…

Birileri linç edildi… Ayan-beyan fotoğrafları kullanılarak olmadık hakaretler de bulunuldu… Ne namusları ne şe­refleri kaldı, etmedik hakaretler bırakmadılar…

Bu hakaretler edilirken hükümet kanadının “gıkı” çık­madı… Hatta trol hesaplar bile bu keyifle bu çirkin küfür ve hakaretleri tüm sosyal mecralara yaydı…

Ne zaman kıyamet koptu?

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın o paylaşı­mından sonra… Yapılan yorum ve hakaretler kabul edile­bilir mi, kesinlikle kabul edilmez!

Ancak hakarete küfürler size yönelince kıyameti kopa­racaksınız, başkaları refüze edilirken sus-pus olacaksınız, bu tutum kabul edilebilir mi? O da kabul edilemez…

Şimdi gelelim bugünkü yazımızın özüne…

Aslında bu yazıyı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın paylaşımından önce yazmıştım…

Yazmamın nedeni de Anadolu Yayıncılar Birliği Başka­nı (!) Sinan Burhan’ın paylaşımı…

Sinan Burhan, sosyal medya üzerinden yaptığı bir pay­laşımda ünlü gazeteci Uğur Dündar’a paylaştığı bir fotoğ­raftan yola çıkarak bir hayli sallamış!

Yok, evinin kapısı doğrudan doğruya denize açılıyormuş da, yalan dünyanın cennetiymiş de, AK Partililerin böyle bir imkanı olsa defe konulurmuş da falan filan dedikten sonra, “Vay sizin adaletinizi seviyim!” diye göndermeler de bulunmuş! Sinan Burhan, Uğur Dündar’ı eleştirebilir mi, eleştirebilir elbette! Uğur Dündar’da olsa eleştirilemez diye bir düşünce olamaz! Uğur Dündar’da uygun görür gale alırsa çıkar cevabını verir, o Uğur Dündar’ın mese­lesi…

Peki, sana ne oluyor diye merak edenler olabilir…

Benim derdim Uğur Dündar değil, Sinan Burhan…

İnsan birini eleştirirken dönüp bir de kendisine bakmalı!

Yahu ben kalkıyor koskoca Uğur Dündar’ı eleştiriyorum ben ne durumdayım acaba diye sorar!

Tabii Uğur Dündar, Sinan Burhan’ı tanımayabilir ama ben gayet iyi tanırım. İşte tam da o nedenle konuya mü­dahil olma gereği duyuyorum ya! Sinan Burhan’ı gelin siz bana sorun, onu en iyi tanıyanlardan biriyim…

Hem de taa 1996’lardan beri…

Şeyda Açıkkol’un Kanal 6’da yaptığı “Başköşe” progra­mından beri… Tabii o zamanlar Sinan Burhan, ne kame­ra bilir, ne program bilir ne de eline mikrofon almışlığı vardı…

O zamanlar Sinan Burhan, Şeyda Hanımın çantacısı ve tahsilatçısıydı… Hele hele ta o zamanlar paravan olarak oluşturdukları “Anadolu Yayıncılar Birliği” adını verdikleri paravan bir oluşumla siyasi partilerden aldıkları seçim propaganda duyurularını Anadolu da ki yerel te­levizyonlara pazarlamaya başladıklarında Sinan Burhan fatura kesmekten başını kaldıramazdı…

Seçim tanıtım filmlerini pahalıya alır, yerel televizyonla­ra ucuza kakalar, kiminin parasını öder, kiminin faturası­nın da üzerine yatarlardı…

Öyle yuvarlana yuvarla taa AKP iktidarına kadar geldi­ler… Şeyda Açıkkol, sosyal ve siyasal ilişkilerini kullana­rak tıpkı Kanal 6’da yaptığı gibi TRT’de de “Başköşe” programını yapmaya başlayınca tekrar şana, şöhrete kavuştular… Tabii Sinan Burhan yine perde gerisinde, o yine eskisi gibi Şeyda Hanımın çantacısı ve aynı zaman da tahsilatçısı…

Ne zamana kadar?

Şeyda Hanım, AKP’den istediği milletvekili adaylı­ğını kapamayıncaya kadar… Şeyda Hanım, AKP’den milletvekili adayı olamayınca ve TRT’de ki programı sona erince pusuda yatan çantacısı ve tahsilatçısı Sinan Burhan, Şeyda Hanım sayesinde kazandığı sosyal ve siyasi ilişkileri, “Kayseri kurnazlığıyla” kullanarak hem KONTV’nin Ankara temsilciğini aldı hem de TRT’den program kaptı…

Tıpkı Şeyda Hanımın yaptığı gibi Anadolu Yayıncılar Birliği adı altında gerçekte hiç olmamış olan paravan bir birliğin adını kullanarak TRT’de haftada bir program yapmaya başladı…

Kendisine yakın Anadolu da ki birkaç televizyoncuyu Ankara’da TRT Stüdyolarına davet ederek, programa aldıkları bir bakan ya da üst düzey bir bürokratı “Anado­lu Soruyor” adı altında konuşturdukça konuşturdular… Önceleri, onlar konuştukça Sinan Burhan program başı 12 bin liraya almaya başladı… Ekip TRT’nin, kamera TRT’nin stüdyo TRT’nin… Yani taş Allah’ın kuş Allah’ın! At taşı Sinan vur kuşu Sinan!

Sonra Sinan Burhan büyüdükçe büyüdü… Program sayısı arttıkça arttı… Tüm bunlara bağlı olarak AKP çevrelerinde siyasi itibarı da arttı… Sonra memleketi Kayseri’den AKP milletvekili aday adaylığına başvurdu, ancak listeye bile giremedi… Olsun, önemli değil ya, zaten listeye giremeyeceğini o da gayet iyi biliyordu. Onun niyeti “Ben de AK Parti milletvekili aday adayıy­dım!” diyebilmek ve o çevreyi arkasına alabilmekti… Her ne kadar milletvekili olamadıysa da Özhaseki’nin taltifiyle Altındağ Belediye Meclis Üyesi seçildi… Altındağ İlçe Be­lediye Meclis üyeliğinden Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de temsilci olarak gitti… Şimdi televizyon programcılığı­nın yanı sıra belediye meclis üyeliği sıfatı da var…

Üstelik yükünü de tuttu…

Artık kimsenin çantacısı ya da tahsilatçısı da değil!

Gelelim şimdi attığı sosyal medya hesabından Uğur Dündar’ın denize kapısı açılan evi eleştirdikten sonra, “AK Partililerin böyle bir imkanı olsa defe konulurmuş” da falan filan dedikten sonra, “Vay sizin adaletinizi sevi­yim!” sözlerine…

İnsaf ey be Sinan!

Daha neyin olacaktı?

Şeyda Hanımın çantacılığı ve tahsilatçılığından Türkiye’nin başkentin de TRT’ye tek bir kamer ve kame­ramanın bile olmadan “Anadolu Soruyor” diye program yapıyorsun…

Program başı takır takır paralar alıyorsun…

Yetmiyor, hiçbir resmi kaydı kuydu olmayan Anadolu Yayıncılar Birliği adı altında (Bir Dernekten bahsediliyor, ancak ne yönetim kurulu üyelerini ne de kayıtlı üye sa­yısını bilen var!) türlü türlü organizasyonlar yapıp, yüklü paralar kaldırıyorsun. En son Anadolu Yayıncılar Birliği adı altında, Mariot Otel’de düzenlenen ve Cumhurbaşka­nı Recep Tayyip Erdoğan ile birçok bakan ve üst düzey bürokratın katıldığı tören de sözde yılın televizyon ve gazetecilerini seçti, sponsorluğunu da kamu bankaları ve Türktelekom ile Çaykur’a yıktı, üzerinden de yüklü para kazandı. Fakat faturayı adına ödül töreni düzenlediği Anadolu Yayıncılar Birliği adına değil de sahibi oldu 5. Mevsim Limited Şirketi’ne kestirdi…

Aslında Sinan Burhan, KONTV temsilcisi iken butür organizasyonları Samanyolu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu ve Erkan Tan ile yapardı… Ama ekip dağılınca Ankara tamamen ona kaldı…

Şimdiler de paraya para demiyor…

Altında son model Mercedes, Ankara caddelerinde turluyor… Çukurambar’da lüks ofisler, Ankara’nın en güzide yerlerinde villalar, memleketi Kayseri’nin Erkilet’in Ebiç Köyüne (Şimdi mahalle oldu) üç katlı villalar yaptı­rıyor, Kayseri’de yılların esnafların alamayacağı Mobilya Kentte 800 metrekarelik fuar alanından 1 milyon TL vererek yer satın alıyor… Yani anlayacağınız paraya para demiyor…

Demem o ki yarım asırdır gazetecilik yapan Uğur Dündar’ın denize açılan evi olsa ne yazar?

Bir de kalkıp, “AK Partililerin böyle bir imkanı olsa defe konulurmuş” diyor ve sonra da “Vay sizin adaletinizi seviyim!” diye kahrediyor…

Peki, senin adaletine ne demeli?

Ayıp bu senin yaptığın Sinan Burhan!

Biz kırk kişiyiz Sinan kardeş, birbirimizi biliriz, sen o numaraları Ankara’dakilere yutturabilirsin ama bize yut­turmazsın!

Geç o ayakları Sinan!

Bize de mi lolo?