Dün akşam, alışık olduğu üzere TV’lerde sörf yapıp, hep aynı sahibinin sesi, birbirlerinin sözlerini keserek, saygısız bir şekilde tartışan konuşmacıları es geçip, sevdiğim gezi programları aradım bulamadım. Hanım sevmediği halde izleyecek bir şey bulamadığı için zorunlu olarak bir dizi izlemeye başladı. Ben de balkondan uzun zamandan beri ilk kez yağan yağmurun yıkadığı sokakları, yaprakları sararıp dökülmeye başlayan ağaçları, parkları seyre daldım. Düşüncelerim beni geçmişe alıp götürdü nedense… En büyük hatalarım neler, nerelerde hata yaptım ve yapıyorum diye sorgulamaya başladım. Evet, her fani insan gibi benimde çok hatalarım olmuştu yaşamımda. Ama hiç bir insan hatadan münezzeh yaratılmamıştır! Önemli olan o hatalardan ders almak diye düşündüm. Çoğu kez ders çıkardığımı düşündüm, biraz rahatladım.
   * * * * *
   Ömrümce hep başkaları için yaşamış, hep başkaları için sevinmiş, üzülmüştüm. Bu başkaları bazen yakınlarımız, akrabalarımız, arkadaş ve komşularımız olduğu gibi, kendi parçalarımız çocuklar için de geçerli idi. Kendimizi ömrümüzce hep başkalarının hayatına vakfetmiş, kendimizi ve hızla akıp giden, bir daha geri gelmeyecek olan yılları çoğu kez ıskalamıştım.
  Bir insan hayatında ‘Keşkeler’ ne kadar azsa o kadar mutlu yaşamıştır. Çocuklarla okumuş, onlarla sınavlara girmiş, onlarla askere gitmiş, onlarla adeta düğünler yapmıştık. Kimseden de bir şey beklememiş, hep kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışmıştım. Doğrusu bu sanıyordum çünkü yaşadıklarımı, yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum, duygularımı bastırdım, olsun dedim. Verdim, hep verici oldum, karşılık beklemeden. Çoğu kez hüsran yaşadım, olsun insanlık bende kalsın dedim. Benim saf tarafım, her kese inanan tarafım çoğu kez aldandı, bir türlü de akıllanmadı.
   Kendimden nasıl özür dileyebilirim acaba?
   * * * * *
   Hele hele günümüzde, tüm ilişkiler menfaate dayalı oldu. Yıllarca arkadaşlık ettiğimiz dostlarımız, makam ya da servet sahibi olduklarında nasıl değişirler, selamı sabahı keserler, iyilik yaptıkların, iş güç sahibi yaptıkların, dar zamanlarında yardıma koştukların, seni nasıl yok sayarlarmış, unuturlarmış, geç farkettim. Meğer geçekten ‘Vefa’ bir semt adıymış.
   * * * * *
   Evet, sevgili dostlar, siz boş verin benim bu akşamki kendime sitemlerime, yine de insanları sevmeye devam edelim ama Warren Buffet'in şu sözünü unutmadan...
   ‘Bir insanda 3 şey arayın…
   Zeka, Kalp, Dürüstlük…
   Eğer sonuncusu yoksa ilk ikiyle de uğraşmayın…’