Akşam TV’deki haberleri beni çok etkilemiş, geç vakit karma karışık duygularla yatmış, güç bela uykuya dalmıştım. Sabah ezanı ile kalkıp, balkonumdan alaca karanlıkta caddeleri temizleyen temizlikçileri izlemeye koyuldum.
  Tek tük kadınlar koşturarak, ihtimal ki çalışan annelerin çocuklarına bakmak için gidiyorlar, yol kenarında sabah 7 vardiyasında fabrikalardaki işlerine yetişmek için işçi servislerini bekleyenler kümelenmişlerdi… İş buldukları, işleri olduğu için asgari ücretle çalışmaya razı olan, hallerine şükreden, vefakar, cefakar emekçi kardeşlerimizdi onlar.
   Askerde sınır boylarını bekleyen, savaşta en önde savaşan, ölürsek şehit, kalırsak gazi oluruz, ‘Vatan sana,canımız feda’ diye haykıran, dedeleri İstiklal savaşı verip ülkemizi kurtaran yiğit dedelerimizin torunlarıydı onlar. Mutlu azınlıkların çocukları gibi, altlarında lüks arabalarla, asfaltlarda pike çekip, yolları ağlatıp, fotoğraflarını sosyal medyada paylaşanlar rahatça uyusunlar diye, para vererek bedelli askerlik yapmayan, bedelini, Irak’ta, Suriye'de, ya da Libya Çölleri’nde kanlarıyla ödeyenlerdi onlar…
   * * * * *
   Akşam TV’lerde Van Başkale’de, deprem sonrası görüntülerde, un ufak olmuş ev harabelerinin yanında, inşaat demiri bükülüp, üzerine minder atılmış, uyduruk bir boş beşiği sallayan, başı beyaz yazmalı, eşini ve dört çocuğunu evin altında kaybedip, ağıtlar yakan kadının görüntüleri ciğerimi dağlamış, bir başka derme çatma yıkık evin yanında, biri kızıl tüylü, diğeri bembeyaz süt kuzularını kucağına alıp, soğukta üşümesinler diye, paltosunu kuzulara sarmış, soğuktan bıyıkları donmuş, sürüleri toprak altında kalmış, dayının görüntüleri içimi yakmış, uykularım kaçmıştı.
   Kuzucuklar, sürmeli, güzel gözleri ile şaşkın, sessiz, melül melül bakıyor, annelerini arıyor gibiydiler. Dayı ağlıyorken, kuzucuklar da bana ağlıyorlar gibi geldi. Daha kısa süre önce Başkale’de çığ faciası nedeniyle onlarca insanımızı kaybetmiştik. Elazığ ve Malatya depreminin yaraları sarılmamış, kış kıyamette depremzedeler çadırlarda, sefalet içinde şaşkın, evleri yıkılmış, yakınlarını kaybetmiş, geleceklerinin ne olacağının umutsuz bekleyişi içindeydiler. Ateş düştüğü yeri yakıyor, o anda hepimiz acılarını paylaşıyor, sonra kendi fani dünyamıza dalıp gidiyoruz...
   * * * * *
   İdlib'de şehit haberleri gelirken, Reis’ten duyduk ki 3 ,4 şehidimiz de Libya'da varmış! Kimlerdir, ne olmuştu, açıklanmamıştı. Sonradan öğreniyoruz ki, biri Türk birlikleri komutanı bir Albayımız, Aydın'da sessizce gömülmüş! Diğer şehitlerimiz ve sayısı öğrenilemedi? İranlı komutan Süleymani öldürülünce, yer yerinden oynamış, yaslar tutulmuştu.
   * * * * *
   Bir diğer haberde ise Diyanet İşleri Başkanımız geçim zorluğunda olanlara ‘Pazarlara akşam saatlerinde gidin, daha ucuz oluyor fetvası’ verirken, diyanet mensupları için Antalya da 3 adet büyük 5 yıldızlı oteli kapatıp aileleri ile birlikte ‘SEMİNER’ veriyordu!
   Oysa ‘İSRAF HARAM’ diye her vaazda nasihat ediyordu. Üstelik bu ekonomik krizde, bakanlıkların ödenekleri kesilip, Diyanet'e 5-6 bakanlık bütçesinden fazla ödenek ayrılıyordu. Hamdolsun Diyanet Külliyelerimizde her türlü seminer verilebilecek mekanlarımızda mevcut olmasına rağmen şu ortamda Antalya’da ki lüks oteller tercih ediliyordu. Konu diyanet olunca her kes susmayı tercih ediyordu! Bu arada akşam üzeri 6 gibi pazara gittim, ‘Pazarcılar tarafından, ezik,yaralı, tırsmış, bozuk vb. sebze ve meyveler kenarlara atılmış, insanlar kapışıyordu! Fotoğraflarını çekmeye  utandım!
   * * * * *
   Bence Sayın Cumhurbaşkanımıza, Fatih'in ‘LALARI’ gibi gerçekleri saklamadan, yağcılık yapmadan söyleyebilecek ‘Danışmanlar’ lazım diye düşünüyorum. Reis'in kendi köyündeki dereler kurutuluyor, baraj yapılıyor, hemşerileri seslerini duyuramıyor… Reis'in her şeyden, olduğu şekliyle haberi olması imkansız. Her önemli olayın, karşı görüşte de olsalar uzmanlarının görüşlerini alması ülkemiz için hayırlı olanıdır.
   * * * * *
   Bu duygularla sabah namazımı kılıp ‘Yarabbi, başta askerlerimiz olmak üzere ülkemizi düşmanlarımızdan koru, bize ve bizi yönetenlere ‘AKILLA DÜŞÜNÜP, HAREKET ETMEYİ NASİP EYLE’ diye duamı tamamladım ve ‘KUZULARIN  SESSİZLİĞİNE’ büründüm!
   İletişim: hamibnt@hotmail.com