Atatürk, yurdu düşmandan kurtardıktan sonra; laik, Çağdaş bir devlet kurmak için kolları sıvadı. Kurduğu devletin; ulusal egemenlik, tam bağımsızlık ve laiklik temeli üzerinde yükselmesini hedefledi.
Bir yandan cehaletin, diğer yandan sefaletin üzerine yürüdü. Yurdun her köşesine serpilmiş fabrikaların yanı sıra; eğitimde, bilimde, sanatta toplumu aydınlığa çıkaracak atılımlar ile saygın bir toplum, güçlü bir devlet inşa etmek istedi. Epeyce de yol aldı, çok önemli başarılar elde etti. Ortadoğu coğrafyasında, ön Asya'da parlayan bir yıldız yaptı ülkesini.
***
Ne oldu da, 2020 Türkiye’sinde mehdi bekleyen, şeriat düzeni isteyen insanlar boy gösterir oldular, Türkiye nasıl geldi bu günlere?
1977 seçimlerinde yüzde 42'ye yakın oy almış CHP lideri Ecevit, 1983 yılında partiler yeniden kurulurken, küskünlük gösterip bir kenara çekilmeseydi, bugün ülkedeki siyasal güç dengeleri bambaşka olabilirdi. Oysa Ecevit, yalnızca eşi Rahşan hanıma güveniyordu. Tuhaf bir durumdu bu! Türkiye'nin en köklü, en örgütlü partisinin genel başkanlığını yaptıktan sonra yalnızca eşinize güvenmek?..
***
Halkçı Parti Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan 1985'te, önce DSP ile partisini birleştirmek, ardından Erdal İnönü’nün Genel Başkanı olduğu SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi)ile bir araya gelerek;sosyal demokrat tüm seçmenleri toparlamak istiyordu.
Bülent Ecevit’in siyasi yasakları devam ettiği için, DSP Genel Başkanı Rahşan Ecevit’ti. Gürkan, Ecevitlere giderek birleşmenin ilk adımını atmak istedi. Gitti. Ecevitlerin evlerine girmesi ile çıkması bir oldu. Gürkan, içeride beş dakika bile kalmamıştı. Çünkü Soldaki partilerin birleşmesine DSP kapılarını kapalı tutuyordu. Gürkan, sonra SODEP'e yöneldi; Halkçı Parti ile SODEP’in birleşmesi ile SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) oluştu.
***
1992'de, 12 Eylül 1980'de kapatılmış partilerden CHP'nin yeniden açılışı gündeme gelince, tüm CHP'liler Bülent-Rahşan Ecevit’in kapısını bir kez daha çaldılar, ama o kapı yine açılmadı.
1994 yerel seçimlerine giderken, solda üç parti yarışıyordu: SHP, DSP, CHP... 1992'de CHP'nin başına geçen Baykal, İstanbul ve Ankara’da en iddialı olduğu isimlerle yarışa katılıyor; SHP'li adayların önünü kesmeye çalışıyordu.Böylece, Ankara’da Gökçek'in, İstanbul’da Erdoğan’ın önü açıldı. Yüzde 20 dolayında oylarla seçim kazandılar.Bir yıl sonra, SHP, CHP’de, CHP çatısı altında birleşti ama; atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmişti artık...
***
2020 Türkiye’sinde ne laik eğitim kaldı; ne hak, hukuk, adalet!.. Sizce bugünlere gelmemizin sorumlusu kim, kimler?
Ülkemizin yakın siyasi tarihi, derslerle dolu ama; bilmem ki bazılarının siyasi hırsı, o dersi görmelerine izin verir mi?
İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

