Değerli okuyucularım,
   Şu bir gerçek ki çoğumuz okumuyoruz. Ülkemizde her gün yeni kitaplar yayınlanıyor, her gün yeni bir okur daha kazanmak yerine, var olan okuyucuyu da yavaş yavaş yitiriyoruz. Kitap okumayı sevmiyoruz. Kitaplara ayıracak zamanımız mı yok? Yaşamımızda gereksizliklere zaman ayırıyor ama kitap okumaya bir türlü zamanımız olmuyor.
   Kitap okumayan bir insanın günlük sözcük kullanımı 200 sözcüğü aşmamaktadır. Okumadığımız için sürekli kurtarıcı sözcükler (!) kullanıyoruz, ‘aynen’, ‘evet’, ‘ya’, ‘öyle’ gibi.
   İnsan, hangi organını özel olarak çalıştırırsa, o organı daha çok gelişmektedir. Örneğin, basketbol oynayanın boyu uzun, atletlerin bacak ve kol kasları güçlü olmakta. Kitap okuma alışkanlığı edinenin de beyni, düşünme yetisi gelişmekte. Kitap okumak, insanın hayal gücünü geliştirdiği gibi, aklını, fikirlerini, hayata bakışını da değiştirip geliştirmektedir.
   UNESCO’nun okuryazarlık tanımı var. Aynen şöyle denilmekte bu tanımda. “Değişik türdeki yazılı kaynakları, kayıtları kullanarak tanımlama, anlama, yorumlama, bir araya getirme, iletişim kurma ve hesap yapma yeteneğidir.”
   Okumak başarının ilk adımı. Doğru düşünmenin, doğru plan yapmanın ve doğru çalışmanın da anahtarıdır okumak. İnsan beyni okuyarak beslenir ve bilgilerle güçlenir. Okuyan insanlara farklı bakış açıları sunar. Sözcük dağarcıkları yüksektir okuyanların. Tıpkı bir pusula gibi insana yol gösterir. Kitap okumayı sevenler genel kültür bakımından da üst düzeydedir.
   Okumanın ne yaşı, ne de zamanı var. Yıllık olarak kitap okuma oranları hakkında yapılan araştırmaya göre Japonya’da 25 kitap, İsviçre’de 10 kitap, Fransa’da 7 kitap okunurken, Türkiye’de 6 kişi 1 kitap okumaktadır. Bu durum ülkemiz için içler acısı.
   Bilgi güçtür. Ekonomide, bilimde, sanatta, sporda, sosyal yaşamın her dalında, politikada ve ülke yönetiminde güçlü olan gelişmiş ülkelerde okuma oranlarının çok yüksek olduğunu görürüz.
   UNESCO verilerine göre okuma alışkanlığında dünyada 86. sıradayız. DESAM’ın (Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi) Türk Halkının Kitapla İmtihanı adlı Ar-Ge raporuna göre dünyada en fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere var. Ardından yüzde 14 ile Japonya geliyor. ABD'de bu oran yüzde 12, İspanya'da yüzde 9, Türkiye'de ise oran yüzde 0,1.
   TÜİK’e göre ise Türkiye'de kitap, ihtiyaç listesinin ancak 235'inci sırasında yer alıyor. İstatistiklere baktığımız zaman dünya ortalamasının ne kadar gerisinde kaldığımız oldukça açıktır.
   Köy Enstitüleri yıllarındaki bir uygulamayı okuduğumda çok etkilenmiştim. O da kitap okuma alışkanlığı. Tüm öğrenciler ve öğretmenler ayda en az iki, yani yılda en az 24 kitap okumak zorunda ve bu lafta kalmıyor, uygulanıyor.
   Büyük Önder Atatürk kaç kitap okumuştur bilir misiniz? Mücadeleler ile dolu yaşamında resmi kayıtlara göre Atatürk’ün okuduğu kitap sayısı 3 bin 997. Okuyup kayda geçmeyen çok sayıda eserin olduğu da bir gerçek.
   Ne demişti Atatürk? “Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.”
   Her zaman hatırlamamızda yarar var. Kutsal kitap Kuran’ın ilk emri “OKU” değil mi? Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethi sırasında kütüphanesini yanında götürmüştür. Büyük Önder Atatürk savaş günlerinde bile çadırında sıklıkla kitap okumuştur.
   90 yaşındaki bir kişiye neden bu yaşında kitap okuyorsun diye sormuşlar. “Beynimi geliştirmek için kitap okuyorum. Ayrıca kitap okumak dağlara tırmanmama yardımcı oluyor. Yoksa tırmanacağım diğer zirveleri dağlara tırmanmadan görebilmem mümkün değil” demiş.
   Değişen dünyada değişimin temeli okumaktan geçmektedir. Okumak ilim demektir, öğrenmek demektir, cahilliği, çaresizliği yenmek demektir, önyargıları yıkmak, insanların çatışma içine girmesini engellemek, insan ilişkilerini güçlendirmek demektir.
   Ne olur, okuyalım. Okuma kampanyaları düzenleyelim. Okumayı sevelim, sevdirelim.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com