Geçtim klavyenin başına, kafam hızla değişen ülke gündemiyle karma karışık. Eminim yurdumun saf temiz insanları, uyumlu, mutedil, söz dinler, itaat eder, biat eder güzel insanlarımda şaşkın, sürekli yumruk yemiş boksör gibi nakavt hallerinde, grogi vaziyettedir!
   * * * * *
  
Kızılay'ı yazayım dedim. Verilen kurbanlar, kuruluş amaçları dışında aktarılan, vergi kaçırılan paralar, milletvekili maaşlarından çok maaşlar alan başkan ve yöneticileri, milyonlarca dolarlık araçlar, kiralanan mülkler vb. Yaz yaz bitmez. Ne oldu unutuldu, unutturuldu. Balık hafızalı bir milletiz vesselam…
   * * * * *
  
Tarım Bakanlığı her ay gıda sahtekarlarının, reklam gibi listelerini yayınlıyor, ihraç ettiğimiz meyveler, sebzeler bile sınır kapılarındaki kontrollerden sonra ülkemize geri gönderiliyor, (kanserojen ilaç artıkları bulunuyor vb. nedenlerle) hemen memleketin her noktasında pıtırak gibi çoğalmış market raflarında yerlerini alıp, benim mümtaz vatandaşlarıma satılıyor. Nasıl olsa yurdum insanı şerbetlidir, bir şey olmaz, olsa da ‘Takdiri İlahi’ der geçilir. Domuz etinden kavurma, sosis mi dersin, Tavuk ayağından, horoz ibiğinden, kafa etinden karışık sucuk mu dersin, kiremit tozu karışık biberden, Antep fıstığı yerine öğütülmüş bezelyeli baklava mı ararsın, parlak görünsün diye ayakkabı boyalı siyah zeytin mi ararsın, küflenmiş bayat peynirlere patates püresi ve jel ile harmanlanmış taze kaşar mı ararsın, sütsüz peynirler mi… Yeter mi? Yaz yaz bitmez. Defalarca yazdım, ‘Her gıdanın taklit aromasını ve boyasını’ yapmışlar, isteyen Google amcaya, istediği gıdanın aroması veya gıda boyası yazsın listeleri, satış fiyatları kabak gibi karşılarına çıkar.
   Sayın Tarım Bakanımıza danışmanları bir hatırlatsa iyi olur. Yok cezalar artırılacak, firmalar kapatılacak, siz yemeğe devam edin Sayın okuyucular. Yahu, bu ve benzeri konuları eleştiren, soru soran gazetecileri içeri atıyor, tazminat davaları açıyorsunuz, ‘Bu sahtekarlara bir şey yapmıyorsunuz’ Bu sahtekarlıklar Avrupa ülkelerinde olsa , ne bakan kalır, ne firmalar insan içine çıkabilir, insanlar ve bağımsız yargı gerekeni yapar.
   * * * * *
  
Vaktiyle Asya’yı kasıp kavuran Sars, kuş gribi gibi virüsleri hatırlayalım. Astronot gibi kıyafetler giymiş ekipler tavukları itlaf edip kireçli çukurlara gömerken, zamanın Tarım Bakanı ‘Bizde kuş gribi yok gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz’ diyordu. Oysa kuş gribi ülkemize de sıçramış, tavuk çiftlikleri çaresizlik içinde kıvranmaya başlamıştı bile. Tarım Bakanımızı televizyonda konuyu anlatırken, savunurken, Bakanın önüne kızarmış tavuk budu koydular, ‘Buyurun Sayın Bakan afiyetle yiyin de görelim’ demezler mi! Bakan şaşkın, şimdi sırası mı deyip yemedi.
   Tabi vatandaş huylandı ve bırakın tavuğu, yumurta bile yemez oldu. Vatandaşlara tavuk yemeleri önerilirken, meclis lokantası menülerinden tavuk çıkarılmıştı bile. Bir örnekte , ‘Deve sidiği içmek sünnettir’ diye yayınlar yapan, derin ilahiyatçı hocamız televizyon programında ‘Ürik asitli’ deve sidiğinin şifalarını anlatırken, karşısındaki bir başka ilahiyatçı, tıp ve eczacılık profesörlerine sorduğunu, zehirli ve zararlı olduğunu söylemesine karşın savunmaya devam eden hocaya, masa altından çıkardığı şişeyi uzatarak ‘Hocam yeni alınmış deve sidiği, için öyleyse diye uzatır’ Hoca hık, mık der ‘Ayıp oluyor, buraya getirilir mi falan deyip içmez. Korona’yı da başka zaman yazarız gayrı…
    * * * * *
   Dostlar konu çok, Irak, Suriye, İş Bankası hisseleri, depremler, yeni vergiler ve en önemlisi geçim zorluğu, gelen zamlar, ilk kez AKP Grup toplantısında Reis konuşurken kürsüde bir vatandaş ‘AÇIM, ÇOCUKLARIM AÇ İŞSİZİM’ diye bağırıyordu. Demek ki yazar kasayı içeri sokamamış!
   * * * * *
  
Şöyle bir lokantaya gitsek, şefe yap bir *Ortaya karışık Adana, Urfa kebap, sucuk…’ falan desek, gönül rahatlığı ile yiyebilir miyiz sizce?
   İletişim: hamibnt@hotmail.com