Siyasetçiler ve tartışmacılar arasındaki  atışmaların irtifa kaybı kamuoyunu öteden  beri rahatsız etmekte... Tartışmalar arasında edebî sanat, espri, zeka ürünü imgeler, metaforlar olsa, neyse; insanlar yine bir parça gülümseyip geçebilirler, ama öyle olmuyor.
  Ağza alınmayacak sözler, havada uçuşmakta... Salı ve Çarşamba günleri partilerin grup toplantılarında kullanılan dil, iyi ki sokaktaki yurttaş tarafından benimsenmiyor; yoksa her gün birbirinin kafasını yaran insanlardan geçilmez olur sokaklar. Hatta daha da kötü şeyler olabilir, o sözler mahalle kahvelerinde kullanılsa…
   ***
   Hangi makamda ve  hangi görevde olursa olsun, kendilerine yakışmayan dili kullanan siyasetçilerin, yurttaşlarımıza teşekkür borçları var. Çünkü sağduyulu yurttaşlar, oy verdikleri parti liderlerinin ve yetkililerin kışkırtıcı söylemlerine karşın,  sokağa dökülmüyorlar. Kim bilir belki de onları ciddiye almıyorlar artık!
   Halkımızın bu aklı selim tutumu için ne kadar övünsek  azdır. Gönülden bağlı olduğu, aşkla oy verdiği parti yöneticilerine yönelik onca ağır sözler karşısında soğukkanlılığını korumakta, sokak ağzıyla söylersek “gaza gelmemekte” toplum...
   ***
   “Rüzgâr eken fırtına biçer, Kem söz sahibinindir, Üslubu beyan aynıyla insan, Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” gibi üslup ve davranış güzelliğini öneren sözlerimiz o kadar çok ki... Siyasetçilerin bu sözleri bilmemesi mümkün mü? O halde grup toplantılarında zehir zemberek dille, karşıtlara veryansın etmek ne kadar yakışık alıyor?
   Rüzgâr eken fırtına biçecek; fırtına eken, kasırga biçecek... Sonra? Sonra her şey alt üst mü olacak?..
   ***
  
17.yüzyıl divan şairlerimizden Nef'i  hem övgü hem yergi ustasıdır. Kendine çatan kim olursa, ağzının payını verir, ustalıkla... Şiirle, edebi sanatla söyler ne söyleyecekse…
   Şeyhülislamın, yani Osmanlı'nın en kıdemli müftüsünün,  kendisine “kâfir" dediğini öğrenince, kısacık bir  dörtlükle yanıtı yapıştırmış Nef'i:
   “Müftü efendi bize kâfir demiş / Tutalım ben ona diyemmüselman (Müslüman) /  Lâkin varıldıktan Rûz- i mahşere / İkimiz de çıkarız orda yalan"
   ***
  
Rüzgâr ekenin  fırtına biçtiğini gösteren örnektir bu dörtlük. Sen adama kâfir dersen, o da; kendisinin kâfir olmadığını, senin de Müslüman olmadığını;bu durumun  mahşer günü açığa çıkacağın söyleyiverir.  Ne müftülüğünü sayar, ne de mevkiini, makamını...
   Sanatla, estetikle, zeka ürünü imgelerle karşılık vermek, böyle olur.
   Bugünün egemen siyasetçilerinde bu ustalık yok işte.
   Sıkıntımızın nedeni bu.
   İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com