Cemaat, tarikat, vakıf benzeri oluşumların neler yaptıklarını görünce; 30 Kasım 1925'te çıkmış bir yasanın ne büyük değer taşıdığını daha iyi anlıyor insan…
Tekke, Zaviye ve türbeleri kapatan o yasanın önemi günümüzde daha iyi anlaşılmakta...
***
İslam dünyasında dini ve ibadeti farklı yorumlayanların bir araya gelmeleriyle oluşan topluluklara tarikat deniyor. Tarik, “yol” demek. Tarikat da onun çoğulu, “yollar."
Tarikat üyelerinin toplanacakları, birlikte ibadet edecekleri özel kapalı yerlere “Tekke;” Tekkelerin küçüklerine, “hücre, küçük oda" anlamına gelen “Zaviye" deniyor...
Tekke ve zaviyeler; 13. ve 14. Yüzyılda insanlar arasında gönül bağı, dayanışma anlayışı geliştirmişse de, sonraki yüzyıllarda kötüye kullanılmaya başlamış; başındaki şeyhlerin, kişisel çıkar ve düşüncelerinin odağı olmuştur.
Osmanlının son yıllarına doğru, şeyhin isteğine, keyfine göre hizmeti görev sayan insanların toplandığı yere dönüşür.Devlete vergi vermeyenlerin, askerlikten kaçanların barındıkları yerdir artık tekke ve zaviyeler...
***
Kurtuluş Savaşı sırasında, bazı ılımlı tarikatlara ait tekke ve zaviyeler, milli mücadeleye destek vermişse de; kimi şeyhlere bağlı tarikatlar, saltanat ve halifelik yanlısı tavır gösterdiler. Dahası, “Din elden gidiyor" diyerek halkı yanıltmak, kandırmak için çabaladılar... Tekerlerine çomak sokulduğu düşüncesiyle; Cumhuriyete, özellikle laikliğe, sinsi savaş açtılar... Çünkü laik akıl, onların sömürü çarklarını görüyor, onların oyununu bozuyordu...
***
Atatürk’ün 1925’in Ağustos ayında, Kastamonu'da yaptığı konuşmada geçen şu sözleri, bugün de yolumuzu ışıtmakta, bugün de değerini korumaktadır:
“Ey Millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır.”
Demek ki gerçek yol, uygarlık yoluymuş.
Bu nedenle; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, büyücülük, üfürükçülük, falcılık, muskacılık vs.. yasaklanmıştır.
“Hayatta en hakiki mürşit (aydınlatan, yol gösteren) ilimdir.” Sözü ise paha biçilmez değerde...
***
2020 Türkiye’sinde, bir firma “vergiden kaçınmak" (?) için, Kızılay üzerinden bir vakıfa bağışta bulunmuş; o vakıf da parayı, ABD'de bir başka vakıfa aktarıyormuş. Allem kallem...Vs. Vs...
Vakıfları, cemaatleri el üstünde tutmanın, onların sırtını sıvazlamanın ülkeyi getirdiği yer burası!
Cumhuriyet’in devrim yasalarını hiçe saydıkça; akıl ve bilim çizgisinden uzaklaştıkça; çekeceğimiz çok şey var daha; görmüyor musunuz?
İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

