Geçen yıl ülkemiz için önemli bir dönemeç olan anayasa değişikliği süreci yaşadık. Anayasa da bulunan parlamenter sistemin üzerine örtü serip, yerine ne olduğu belli olmayan ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ getirildi.
Yapılan halk oylaması sırasında, kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığını, tek adam rejimine doğru yol alındığını, ülkemizi geriye götüreceğini anlatmaya çalıştık.
Sistemi değiştirmek isteyenler, çeşitli vesayetlerin ayak bağı olduğunu, koalisyonların ülkeye fayda getirmeyeceğini, bu nedenle güç paylaştırma yerine birleştirmenin gerekli olduğu v.s. gerekçeleri öne sürüyorlardı.
Bunlarla birlikte anayasa değişikliği kabul edilirse, ‘Türkiye Uçacak’ diyorlardı.
En çokta bu sloganı kullandılar.
Yeni sistem, tam olarak 24 Haziran ya da 8 Temmuz sonrası uygulanmaya başlayacak.
Bu gün ise kısmen (bir kısım değişiklikler) uygulamada.
Halk oylaması sonunda olanlarla, söylenenleri karşılaştırdığımızda, tam tersi sonuçlarla baş başa kalınca, bir kez daha düşünmek farz oldu.
İnsanlar yanılabilirler, hata yapabilirler. Ancak aynı hatayı ikinci kez yapanlar hakkında söylenecek sözleri burada belirtmeyeyim.
Turizm coşacak, sanayi tarım gelişecek, işsizlik azalacak, insanlar daha refah bir toplumda yaşayacak, yani zamanın en gözde sloganı ‘Türkiye Uçacak’ diye beklerken, bir de baktık ki;
Dolar, Euro uçmuş,
İşsizlik uçmuş,
Pahalılık uçmuş,
Faiz uçmuş,
Benzin, mazot uçmuş,
Kısa vadeli borçlar uçmuş,
Sistem kısman uygulandığında bu sonuçları doğuruyorsa tam uygulandığında başımıza nelerin geleceğini düşünmek bile istemiyorum.
Ülkemiz yine ‘hayati’ bir seçime gidiyor. Bu kez gerçekten önemli bir dönüm noktası olacak.
İki büyük blok oluşmuş durumda. ‘Cumhur ittifakı’ ve ‘Millet ittifakı’
Cumhur ittifakı; Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabulünü istemiş ve bu sistemle yönetilmesi tarafındadırlar.
Millet ittifakı ise; Parlamenter sistem, kuvvetler ayrılığı, insan hak ve özgürlükleri, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü v.s. değerleri önceleyen yani kısaca demokrasi diyen bir blok.
Demokrasi tarihimizde, bu güne kadar pek örneği görülmeyen bir ittifak oluştu. Eski anlayışların, kimliklerin göz ardı edilerek ülke için bir ortaklaşma, birlikte yaşama anlayışı sergilendi. Toplumun farklı kesimlerini temsil eden, Sağdan, soldan, muhafazakârlardan oluşan, ortak bir akıl etrafında hareket eden bir demokrasi bloku oluşması ülkemiz için önemli bir kazanç olmuştur.
Dünyada otokrat liderlerin ABD, Rusya, Romanya v.s. gibi ülkelerde yönetime gelmeleri ve insanlığın bu güne getirdiği demokrasi değerinin tartışmaya açıldığı zamanda, ülkemizde bir aydınlanma gözlemekteyim.
Millet ittifakı amaçladığı hedefe ulaştığında, sadece ülkemize değil dünyaya da önemli dersler sunmuş olacaktır.
İşte gerçekten ülkemiz, demokrasi içinde, barış içinde, olağan halde, özgürlüklerle ancak uçabilir.
İnsan kaynakları, tarihi, turizmi, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, bulunduğu yerle uçması için tüm koşulların mevcut olduğunu söyleyebilirim.
Parti devleti yerine, rasyonel, bilimsel ve halktan yana tercihleri olan siyasilerin bizleri yönetmesi için seçimimizi yapmamız yeterli olacaktır.
İşte o zaman Türkiye uçacaktır.

