Yazılı kültürümüz ne kadar yeniyse, sözlü kültürümüz o kadar eski ve güçlü.Sözlü kültürümüzü binlerce yıl ayakta tutan ise  türküler ve ağıtlar... Bedri Rahmi Eyüboğlu ne güzel söyler:
   “ (...) Şairim / Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası / Ayak seslerinden tanırım / Ne zaman bir köy türküsü duysam / Şairliğimden utanırım. (...) Türkülerimiz /Ana sütü gibi candan / Ana sütü gibi temiz (...) Ah bu türküler / Köy türküleri / Dilimizin tuzu, biberi /  Memleket ahvalini onlardan sor / Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen’i /Öleni, kalanı; gidip gelmeyeni / Ben türkülerden aldım haberi. (...)”
   * * *
   Bedri Rahmi, haberi türkülerden aldığını söylemekle ne kadar haklı. Yemen ülkesiyle ilgili bilgiye ulaşmak istiyorsak yanık Yemen türkülerinden daha etkili kaynak ne olabilir:
   “Gitme Yemen'e Yemen'e /  Yemen sıcak dayanaman /Tan borusu er vurulur /Sen çocuksun uyanaman”
   Çocuk yaşta savaşa giden vatan evladının dramını, bu dizelerden daha etkili anlatabilecek söz var mıdır?  1517'de Osmanlı topraklarına katılan Yemen'de, Osmanlı'nın çöküş döneminde, oralarda çıkan isyanları bastırmak için, Yemen çöllerine giden Anadolu çocuklarının acıklı hikayesi,bugün de yüreğimizi titretmiyor  mu?
   * * *
  
Çocuk yaşta silah altına alınmak, savaşa gitmek, yalnızca Yemen'de mi oldu? Ya Sarıkamış acısı... Sarıkamış ilçesinde Birinci Dünya Savaşının tam ortasında kimine göre doksan bin, kimine göre altmış bin  askerimizin donarak şehit olmasına ne diyeceğiz?  Hangi strateji ve taktik hatalarına kurban gitti ana kuzuları?
   1877-78 Osmanlı-Rus savaşında kaybedilen toprakları geri alma amacı,Sarıkamış’ta tam bir felakete neden oldu 1915 kışında.
   Ne  var ki Rusya'da iki yıl sonra Bolşevikler, Lenin öncülüğünde iktidara gelince, Rus askerlerini Birinci Dünya Savaşında çarpıştıkları tüm cephelerden çektiler, Doğu Anadolu'da işgal ettikleri topraklarımızı boşalttılar.Sarıkamış şehitlerimiz, ağıtlarda, türkülerde ve gönüllerimizde kaldı...
   * * *
  
Sarıkamış şehitleri üzerine yakılan ağıtlar, orada yaşanan trajedinin boyutlarını gözler önüne serer. Pınarbaşı ilçesi Sindel (Kayabaşı) köyünden Zala Hatunun ağıtından bir dörtlük:

“Yüzbaşılar yüzbaşılar  / Tabur taburu karşılar /Yağmur yağıp gün doğunca/Yatan şehitler ışılar.”
   * * *
  
Dedemin amcası Mahmut ve onun teyze oğlu Nazif,Sarıkamış’ta aynı taburda şehit olunca; anneleri, yani iki kız kardeş birlikte ağıt yakar, ağlaşırlarmış:
  “Parmağında altın yüzük nic'oldu
   Nazif'im, Mahmut'um hiç oldu!”
  
İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com