Olağanüstü Hal altında yaşamaya devam ediyoruz. İktidara muhalefet etmenin bu kadar kolay bir şekilde vatan hainliğiyle etiketlendiği siyasi bir sürecin içinden geçiyoruz.
2019 yoluna yeni taşlar döşeniyor. İttifak yasası yine, bazı kanunlarda olduğu gibi, bir gece yarısında hızlı bir şekilde meclisten geçirildi.
Siyasal partiler, kongrelerini yapıyorlar. Seçim güvenliği ve ittifak görüşmeleri yapıyorlar.
Erken bir seçim olabilir mi? Cevap olarak her an her şey olabilir demekteyim. Ülkemizi yönetenlerin her şart altında başarı ve başarısızlığı dikkate almadan yine de yönetmeye devam etme iradelerini görmekteyiz.
Yönetilenlerin ise her geçen gün daha kötü yönetildiğinin farkına varma bilincinin arttığını görüyoruz. Bu bilince ivme katacak olan muhalif partileri ise siyaset sahnesinde beklenildiği kadar göremiyoruz.
Umudumu artıran, bitmediğini, bitmeyeceğini gösteren bir anket çalışmasından söz etmek istiyorum.
KONDA Genel Müdür Bekir Ağırdır’ın yapmış olduğu anket çalışmasında “Toplumun çoğunluğundan farklı düşünmek, farklı yaşamak, normal mi, suç mu, günah mı, ayıp mı?” diye sormuş. Verilen cevapta yüzde 90 insan, normal demiş. Suç, günah dememiş. Ayıp bile dememiş.
Siyasetçilerin/ yönetenlerin, yapmaya çalıştıkları algı operasyonlarına rağmen toplumun büyük bir kesiminin böyle düşünmesi umudun hiç eksik olmadığını göstermektedir.
Şehirleşmenin, seküler gelişmelerin içselleşmeye başladığını fark ediyoruz.
Yaygın bir lümpenleşmeyi yok sayamayız. Görsel medyanın etkisi inkâr edilemez. Günlük hayatın ritmi hızlandı. Bunlardan kaynaklanan gerilime ve şiddete yatkınlıkta her geçen gün artmakta.
Bunlarla birlikte, bir yandan da yürekleri ve akıllarıyla yastığa başlarını koyduklarında olması gerekenin ne olduğunu bilen ve hisseden insanlar da var.
Sayın Ağırdır anket sonuçlarını değerlendirirken “Ahlaki kodlamalarını, kılık kıyafet kodlamalarını, içki içip içmeyeceğini, evinde nasıl giyinip giyinmeyeceğini, karısıyla ya da sevgilisiyle ilişkisinin nasıl olacağını tanzim etmeyi, bu topraklarda başkaları da denedi, bugünkü iktidar da deniyor. Ama bizim araştırmalarda gördüğümüz, iktidar gücünü eline geçirenlerin hevesleri karşılık bulmuyor. Bu insanlar yine bildiği gibi yaşıyor, yine bildiği pratikler üzerinden yaşıyor. Çok somut bir şey söyleyeyim, “Hayal ettiğiniz ülke nasıl bir ülkeye benzesin?” diye sorduğumuzda insanların yüzde 60’ı bir Batı ülkesi söylüyor. İran, Arabistan, Mısır gibi diyenler yüzde 2. Yüzde 30’a yakın insan “Biz bize benzeriz, ne benzemesi” diyor. Ama isim verenlerin yüzde 60’ı bir Avrupa ülkesi ismi veriyor. Niye böyle düşünüyor. Çünkü hukuku olan, düzeni olan, ekonomik kuralları daha şeffaf olan, yargının mahkemelerin çalıştığı bir yer olduğunu biliyorlar.’’
Araştırma sonucu gösteriyor ki, toplumun ezici bir çoğunluğu, hukuktan, şeffaf yapıdan, evrensel değerlerden yana.
Bu ilkeler doğrultusunda, umudun taşıyıcısı olan, ütopyası olan, bilgisi, vizyonu, kararlılığıyla güven verebilen, siyasal gerilimlerden rahatsız olanları da kucaklayacak, kadroların öne çıkması ve ilkeler doğrultusunda ülkenin bahtına el koymasını, bahar güneşi gibi canlandırmasını bekliyoruz/istiyoruz.
Çanakkale Şehitlerini andığımız, Çanakkale ruhunun tartışılacağı / yaşanacağı bu günlerde umut hiç eksik olur mu?
17 Mart 2018
UMUT HİÇ EKSİK DEĞİL!
Olağanüstü Hal altında yaşamaya devam ediyoruz. İktidara muhalefet etmenin bu kadar kolay bir şekilde vatan hainliğiyle etiketlendiği siyasi bir sürecin içinden geçiyoruz. 2019 yoluna yeni taşlar döşe

