Geçenlerde bir televizyonda “Kanal İstanbul” dedikleri konu tartışılıyor. Konuşmacılardan biri,  hükümetin hoşuna gidecek ne varsa onları sıralıyor; kanal projesinin İstanbul için gerekli ve kazançlı olduğunu söyleyip duruyor...
   Derken söz döndü dolaştı, referanduma geldi. Tartışmacılardan biri, konuyu referanduma götürmenin en iyi yol olduğunu, “halka sorulması" gerektiğini ortaya attı.
   ***
   Dalkavuk, kantarın topunu kaçırmaya görsün, efendisine nasıl yaranacağını bilemez!
   Kanal İstanbul projesini savunan adam da, kendinden öyle geçmiş ki, referanduma karşı çıktı...  Üstelik öyle bir benzetmeyle karşı çıktı ki, izleyenleri çileden çıkardı.
   Büyük projeleri halka sormak, yanlış olurmuş. “Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıksın mı?" diye bir referandum yapılsaymış o günlerde; kesinlikle, ‘hayır’ çıkarmış."
   Güler misiniz, ağlar mısınız?
   ***
   Günümüz Türkiye’sinin temel sorunu, dalkavukların hükümet çevrelerini kuşatması. Gazeteci, aydın, bilim insanı görünümlü adamlar, siyasal iktidar sahiplerinin düşüncelerini öylesine benimsiyor ve savunuyorlar ki, hükümet çevrelerinin bir şey yapmasana gerek kalmıyor. Her şeyi allı pullu gösteriyorlar; hem toplumu, hem de iktidar sahiplerini yanıltıyorlar.
   Ahlâk, erdem, kişilik, doğruluk gibi kavramlar dalkavukta olur mu?
   ***
   İşinize geldiği zaman, aklınız kestiğinde referandumu öneriyorsunuz da, şimdi niçin kaçıyorsunuz?
   Utanmaz adam, kanal konusu ile bir milletin bağımsızlık mücadelesini nasıl benzettin, diye sormak gerekir. Matematikte temel kural nedir; elmayla elma, armutla armut toplanır. Kanalla köprüleri, otoyolları karşılaştırsa; anlaşılır. Kurtuluş Savaşını başlatmak ile kanal açmak arasında insan nasıl bağ kurabilir?
   ***
   Bütün bunlar, demokrasimizdeki problemlerden kaynaklanmıyor mu? Güçler ayrılığını yok eder; bütün gücü tek elde, tek kişide toplarsanız, olacağı budur! Kurumların hiçe sayıldığı düzenlerde, ne bilimin önemi kalır, ne aklın. Tek kişi nasıl düşünüyorsa, o ne istiyorsa, o olur. Onu mutlu etmek, onun her sözünü alkışlamak için kapıda bekleyen dalkavuklar işe soyunur hemen...
   Artık ne akıl kalır orada, ne bilim! Güç sahibi mutlu olsun yeter.
   Utanmak nerde peki, utanmak yok mu?
   İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com