İdlib’te yaşanan kimyasal saldırı sonucu aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 100’den fazla insan hayatını kaybetti. Bu olaya kimyasal saldırı diyen de var, kimyasal deponun bir şekilde patlatılıp etrafa kimyasalın sıçradığını söyleyen de var. Bu kimyasal saldırı ilk değildi ama inşallah son olur.
Benim yüreğimi yakan, izlemeye dahi tahammül edemediğim görüntüler, bakamadığım fotoğraflar, hayatını kaybeden kadınlarımıza, çocuklarımıza ait.
Görüntülerde küçük yaştaki günahsız, masum çocukların zehirli gazdan etkilenmeleri, boğulmaları, çırpınışları, bazı çocukların yerde gözü açık şekilde cansız yatması, yetişkin insanların onları kurtarma çabaları... Bu vahşetin görüntüleri Suriye için o kadar sıradanlaştı ki... Binlerce görüntüden biri olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı.
Aslına bakarsanız bu görüntüler maalesef ki ilk değil son da olmayacak. 6. yılını dolduran savaşta yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Sadece 2016’da “resmi rakamlara göre” 652 çocuk katledildi. Katledilen çocukların günahı ne olabilirdi ki bu yaşanılanları hak etsin. Ne gibi kötülük işlemişlerdi ki kimyasal silahların hedefi oldular, olmaya da devam ediyorlar. Bu vahşete; günahsız çocuklar ya uykularında, ya okullarında ya da oyun oynarken yakalanıyor.
Hani çocuk hakları evrenseldi! Hani çocuklarımız özeldi, geleceğimizdi, umudumuzdu, ışığımızdı. Bu çocukları diğer çocuklardan ayıran neydi! Ayağına taş değmesin diye sarıp sarmaladığımız, koruyup kolladığımız çocuklarımızdan; üzerine bombalar yağan, kimyasal silahlara maruz kalan çocuklardan farkı neydi?
Ha kurşun ha bomba ya da kimyasal silah ile öldürmek ne fark ediyordu ki. Ölüm ölüm değil miydi? Kimyasal silahlar ile öldürmek insanlık dışı idi de normal bombalarla, silahlarla öldürmek masumane miydi? Hani savaşlarda çocuklar, kadınlar ve yaşlılara dokunulmazdı.
Bu vahşete çocuklar uykusunda yakalandı! Birbirlerine sokulmuş şekilde ölüme gittiler. Bu görüntüleri izleyip de vicdanı sızlamayan, merhamet duygusundan yoksun insanlar ne yazık ki hala var! Bütün bu hunharca işlenen vahşet yaşanırken aynı zamanda hastaneleri, sivil kuruluşları bombalayan mahlûklar da var!
Bir baba düşünün ki 9 aylık ikiz bebekleri kucağında cansız yatıyor. Eşini, çocuklarını ailesinden 20 kişiyi kaybetmiş. Bu babanın feryadını, yüreğindeki yangını kim söndürecek! Evlatlarını kaybeden ailelerin yüreğindeki acı nasıl dinecek!
Bu zulmün adı yok!
Bu zulmün tarifi yok!

