Değerli Okurlarım,
   Bir atasözümüz var, hep söylenir. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diye.  İnsanlık tarihi, yalan konulu deneyimlerle dolu. Bugün her ne denli kötülüğü üzerine çok söz edilse de gereksinim duyulduğunda yalana başvurmaktan kaçınılmaz.
   Siyasette yalan söylemek en çok başvurulan yol oldu her nedense. Yaşadığımız her ortamda söylenen yalanlar, siyasetin en büyük dayanak noktası sanki. Olmazsa olmazıdır dense yeridir.
   Yalan, emperyalizmin sıkça başvurduğu yöntemlerden biridir de. Özellikle yakın zamanda Ortadoğu’da yaşananlar hep yalan üzerine kurulu değil mi? Emellerine ulaşmak için bu yöntem kullanılmakta. Makyavel’in “amaca ulaşmak için her araç meşrudur” söylemi, yalanların emperyalizmin küresel siyasetinde ne denli önemli bir araç olduğunu vurgular. Irak’ın işgal planları, Suriye’deki kirli oyunlar hep yalan üzerine kurulu stratejik planların yansımasıdır. Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu yalanı unutuldu mu?
   Kapitalizmin yalanı ne denli içselleştirdiğini anarşist kuramcı Bakunin, “ekonomik eşitlik olmayınca verilen politik eşitlik bir teranedir, bir sahtekarlıktır, bir yalandır” şeklinde açıklamıştır.
   Yalan, ülkelerin siyasetlerinde yönetimlerin önemli başvuru aracı. Çünkü, amaçlarına bu yolla ulaşmak isterler. Montaigne, Denemeler adlı yapıtında “Gerçek gibi yalanın da tek bir çehresi olsaydı onu daha dostane karşılardık çünkü yalancının söylediğinin tam tersi, mutlak doğru olurdu. Oysa gerçeğin zıddı, bin bir yüze ve sonsuz bir alana sahiptir” demektedir.
  
Yalan söylemenin altında yatan ruhsal dinamik iki temel eksende ele alınabilir. Birincisi kendini koruma, diğeri şiddet.
   Şiddet içeren yalancılık türü saldırmayı amaçlar. Aldatılana saldırıp zafer kazanmaktır amaç. Bu tür yalanların en tipik örneği Hitler ve Goebbels’te vardır. Her ikisi de her gün kürsülere çıkıp nutuk atar, radyoda konuşur, birilerine posta koyar, saldırır, sınırsız yalanlar söylerdi. Alman halkını yalanlarıyla uyutmayı ve aldatmayı başardılar.
   Goebbels’in yönetim ilkelerinden bazılarını saymak isterim.
   “- Gerektiğinde yalan söylemekten kaçınmayın ve utanmayın. Nazi İmparatorluğu'nun insanları bu sayede bilinçlenecek, muhaliflerini ve ihanet şebekelerini bu yolla tasfiye edecektir.
- İnsanların beyni tembeldir. Bu tembelliği iyi bilin ve yalanlarınızı ona göre söyleyin.
- Tembel beyin yalanı çok daha iyi hazmeder.
- Söylediğiniz yalanlara inananlar mutlaka çok olacaktır. Önemli olan kitleleri inandıracak ve uykuya geçirecek yalanlar söyleyebilmektir.
- Bir yalanı sürekli tekrar edeceksiniz. Bunu yapınca halk o söylemin size ait olduğunu unutur ve kendi fikriymiş gibi inanmaya başlar.
- Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar etkili olur.
- Halk büyük yalanlara, küçük yalanlardan daha çok inanır.
- Yalanlarınızdan asla geri adım atmayacak, onları sürekli tekrar edeceksiniz.
- Kendinizi hiçbir zaman savunma durumuna düşürmeyeceksiniz.
- Hep saldıracak, karşı tarafı savunmada bırakacaksınız.
- Size karşı yapılan suçlamaları görmeyecek ve duymayacaksınız.
- Gerektiğinde sadece bir tek rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun veya onların üzerine yıkmaya çalışın.
- Eğer belli bir konuda hedefinizde dindar kesimler varsa, onlara Tanrı'dan ve peygamberden söz edip inançları doğrultusunda kandırabilirsiniz.
- Hakimlere ve savcılara dikkat edilecektir. Belli konularda olumsuz karar verenler bildirilecek, haklarında derhal işlem yapılması sağlanacaktır.
- Gazeteciler önemlidir. Onları ve patronlarını satın almak, devşirmek ve kullanmak için her şey yapılmalıdır.
- Bunlar ülke içi hedeflerdir. Dış politika konusunda aynı ilkeler geçerli olup, onlar Dışişleri Bakanlığı tarafından belirlenmiş durumdadır.
- Führer'le (Hitler'le) ilgili olarak olumsuz söz söyleyenleri partimize ve örgütlerimize isim vererek bildirmek zorunda olduğunuzu unutmayacaksınız.”
   Yalandan kim ölmüş ki? diyorlar. Doğrudur, yalandan beden ölmez ama gönül ölür, dostluk ölür, güven ölür, insanlık ölür.
   Özdemir Asaf’ın “yalan, korkunun tortusudur” sözü de önemli bir yanıt gibi.
   Ve “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.”
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com